Ömer Kaya

Yeni silahlar aynı zamanda askerin eğitiminde,savaş sırasındaki tertiplenme yöntemlerinde önemli değişiklikler yapılmasını gerektirdi. Nizam teriminin karşılığı olan regiment (alay) tertibi o zaman başlamıştır. Bu tertip piyadenin avcı kolu ve avcı hattı halinde tüfeklerin ateş gücünü arttırmasını sağlıyor, savaş alanında açılarak askerlerin davranış yöntemlerini mekanikleştiriyordu. Böylesine mekanik askeri fonksiyonları yerine getirebilecek becerileri kazanmış, bir nevi kusursuz eğitilmiş fabrikasyon asker imalatı için ise uzun süreli bir eğitime ve sıkı disipline ihtiyaç vardı
Sayfa 18·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam
16. yüzyılda Avrupa’da özellikle tüfek yapımında başlayan yenilikler 17. yüzyılda savaş tekniğinde, asker eğitiminde, savaş nizamı tertibinde devrim sayılabilecek değişiklikler getirmişti. Önce Almanya’da, sonra Hollanda’da en son Fransa’da gerçekleştirilen teknik yeniliklerin en önemli sonucu Osmanlı piyadesinin kullandığı arkebuzlar yerine hafif, taşıması kolay çakmaklı tüfeklerin savaşlarda kullanılmaya başlanması olmuştur. Ateşlenebilen tüfeğe takılan süngünün kullanılması da aynı dönemde başlamıştı.
Sayfa 17·Kitabı okuyor
Alıntı
Türk Ordusu’nun tarihsel mirasında üç temel unsurun önemli olduğu söylenebilir. Birincisi, ordunun toplum ve devletle özdeşleşmesidir. Gerçekten de ilk Türk topluluklarından itibaren “askerlik toplumun genel ve bireysel bir özelliğidir” ve ordu neredeyse bütünüyle toplumla bütünleşmiş, bir “Ordu-Millet” geleneği yaratılmıştır. İkincisi, Osmanlı Devleti’nin çöküş sürecindeki reform hareketlerinden itibaren yerleşmiş bulunan ordunun ve subayların Batı tekniklerinin ve düşünce kalıplarının benimsenmesine dayalı modernleşmenin öncüleri olduğuna dair yaygın inançtır. Üçüncüsü de, Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren ordunun günlük politikanın dışında ama ülke güvenliğinin tehlikeye düşmesi halinde siyasete müdahale edebilecek şekilde geliştirdiği yeni rolüdür.
Sayfa 16·Kitabı okuyor
Alıntı
Bilindiği gibi askeri müdahale yalnızca Cumhuriyet devrinin bir olgusu olmayıp Osmanlı’dan Cumhuriyet’e tarihsel bir süreklilikten bahsedilebilir. Müdahalecilik özelliği dahil günümüz modern Türk subayının değerleri, siyasete bakışı ve ordunun devlet hayatındaki rolü Osmanlı Devleti’nde Batılılaşma hareketleriyle birlikte oluşmaya başlamıştır.
Sayfa 13·Kitabı okuyor
Alıntı
Diğer yandan 12 Eylül 1980’de Genelkurmay Başkanı Kenan Evren ordunun yönetimi doğrudan ele aldığını duyururken bunun emir-komuta zincirine bağlı olarak ve emirle gerçekleştirildiğini vurguluyordu. Müdahalenin ilk günlerdeki heyecanı içinde fazla dikkat çekmeyen bu sözler aslında bir mukayeseyi içermektedir. Gerçekten de ordunun yönetime el koyduğu ilk örnek olan 27 Mayıs ile karşılaştırıldığında 12 Eylül Müdahalesi’nin dikkat çeken ilk özelliği ordu hiyerarşisine uygun olarak gerçekleştirilmesidir.
Sayfa 12·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam