Durmadan avuçlarım terliyor İnildiyor ardımdan Girdiğim çıktığım kapılar. Trenim gecikmeli, yüreğim bungun,
Bir bir uzaklaşıyor sevdiğim insanlar
Ne zaman bir dosta gitsem
Evde yoklar."
Metin altıok
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Taşrada yahut taşralı duygusuyla kentte yaşayanlardan kimileri, evlenmeye karar verince, onlar için ayrılan "gelin arabası"nın plakası "mutluyuz"dur. Keşke bu kadar kolay olsaydı mutlu olabilmek. Kaldı ki, mutluluk bağırılarak yaşanmaz ki... İnsanın, sevdiğiyle birlikte zamanı ve mesafeleri unutabilmesindeki büyülü "saadet", mutluluk sayılabilir belki. Yine de mutluluk bir süreç değil, ânlar toplamı olsa gerek. Bu ânların da bir süreç olduğunu düşünebilir insan. Olsun... işte bu ânlardan herkesin kendi payına düşeni yaşayabilmesi için bir fırsattır "Sevgililer Günü"
MODERN HAYATTAKİ sosyal ilişkiler, daha çok, kişinin kendi ben'ini mutlaklaştırmasına dayanıyor. Ters bir işleyiştir bu; üretim ilişkileri kolektifleşirken, birey, gittikçe yalnızlaşan ve gittikçe kendi yaşamını biricikleştiren noktaya sürükleniyor. Böylece sistemin dişlilerinden olup çıkıyor. Bu yabancılaş-manın sonucu, akıp giden hayatın anlamı da, neşesi de örse-leniyor. Birey, tüketimin bir nesnesi durumuna indirgeniyor çünkü. Tüketirken tükenmek de diyebiliriz buna. Tüketimin cazip kılınması yolunda sistemin ikna edilmeye hazır kitle-lere sunduğu özel günler, Anneler Günü, Babalar Günü vs
"Gezmek görmeyi, görmekse yaşamayı ve bilinci ışıklandırabilmeli. Evet, anılar edinmeli insan, belleğin derinliklerinde yıldız şavklarına dönüşmeli bu anılar. Bunlar ne kadar bireyin kendisini ilgilendirirse ilgilendirsin, orada tüm insanlığın yaşama kültürünü oluşturacak bir şeyler olacaktır, vardır. Bu bakımdan yazılı kültür çağında, belleğin dipsiz kuyusu yerine bu anılar, yazının belleğine bırakılmalı. Dünyayı anlamaya çalışırken üçüncü bir göz nasıl da gerekli. Gezi yazılarını okurken o yazarın yol arkadaşı oluyoruz sanki. Hoş bir duygu bu. Belleğimizin de tozları alınıyor böylece."