D: Keder, eziklerin, güçsüzlerin, çaresizlerin öfkesidir.
Timur'un gözleri ışıldadı.
T: Yani keder de aslında öfke, öyle mi?
D: Evet Timur. Keder, kılık değiştirmiş öfkedir. Keder güçsüzün, öfkesini ifade etme tarzıdır.
Kalıplayan korku kültüründe yetişmiş biri, bir diğerine, insan olduğu için değil,güçlü olduğu için, gücü kadar saygı gösterir. Tabii, eğer buna saygı denirse.
Sigara içen diğerine sigaranın akciğer kanseri yaptığı ve erken öleceğiyle ilgili bir şey söyleyince, diğeri, "Nasıl olsa gideceğimiz yer öbür dünya, yani ha 10 yıl fazla yaşamışsın ha yaşamamışsın. Ne fark eder? Netice itibariyle öleceksin be kardeşim," dedi.
Düşündüm, kendince ne kadar anlamlı bir şey söylüyordu. Öfke, keder ve on yıl daha fazla yaşamanın bir anlam ifade etmemesi. Birbirine uyuyor. Belki gerçekten bu hayat birçoğu için hapishane, mahpusluğu kısa kesmek hiç de saçma bir fikir değil.
Bence en olumsuzu, çocuğun okul ve meslek başarısını onun kendi özüyle aynı şeymiş gibi gösterip, o tür başarıları alkışlayarak onu yalnız bu tür başarılara yönlendirmek.
T: Bu, neden en olumsuzu baba?
D: Çünkü zavallı çocuk böyle bir koşullu sevginin yaptığı tahribatı ancak otuz yaşından sonra anlayabilir ve o zaman da bu tahribatı tamir etmek çok zor olur. Mesleğinde başarılı ama hayatı bom-boş ve şevksiz çok insan var çevremde.