Raşit kudu

Raşit kudu
@Oneforeign
Tarih meraklısı bir Vatansever. Değerlerine, İlkelerine bağlı ve sadık bir TÜRK evladı. Herkesin kırmızı çizgileri vardır!
Günümüzün Türkiye'sinde yaşanan benzerlik şaşırtıyor.
"Reichstag yangını" SA kıtalarının şiddet eylemlerini artırdı. Hitler, bu olayı fırsat bilerek "halkın ve devletin korunması"nı öngören bir kararnameyi yürürlüğe koymayı başardı. Bu kararnameyle, temel hak ve özgürlükler ortadan kaldırıldı, haberleşme özgürlüğü yok edildi ve hükümete evlerde arama izni verildi. Böylece, yangınla başlayan terör, hukuksal düzenlemelerle de pekiştirilmiş oldu. Hitler, yangından hemen sonra, ele geçirilen belgelerin yayımlanacağını söylemişse de, bu belgeler hiçbir zaman yayımlanmadı: Komünistler ayaklanıyor. Bu gizli örgütlerin işidir. Komünistler, belgelerle yakalandı... gibi, suç gerekçeleri devlet radyolarında sık sık duyulmasına rağmen, hiçbir ciddi açıklama yapılmadı. Ancak, SA kıtalarının saldırıları şiddetlendi, tutuklanmalar sürüp gitti. Cumhurbaşkanı Hindenburg ise bütün bu olup bitenleri gözünün ucuyla izliyordu."
Reklam
Güzel ülkemin hukuku, kanıtsız soyut delile göre tutuklarız :)
"Siyasal tarihte, "Reichstag yangını" olarak bilinen olay, Hitler faşizminin güçlenmesine yol açmıştır. Olaydan hemen sonra binlerce aydın, işçi ve öğrenci tutuklanarak cezaevlerine kapatılmıştır. Devlet radyosu, Komünistler Reichstag'ı yaktılar... Komünist bütün suçlarını itiraf etti... derken ülkedeki bütün devrimciler, yazarlar, öğrenciler, hukukçular, işçi liderleri, önceden hazırlanmış tutuklama listesiyle cezaevlerine taşınıyordu. Yapılan yargılamalar sonunda Hitler'in savcıları yangının bir örgütçe yapıldığını kanıtlayamadı."
Yıl: 1974 !
"Yabancı petrol şirketleri, son yıllarda ham petrol fiyatının arttırılmasını istemişler, ancak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı zam isteklerini reddetmiştir. Bu şirketler, aynı ay içinde, En düşük fiyat budur... dedikleri fiyatları derece derece aşağı indirmişler ve en sonunda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının benimsediği fiyatın da altında bir rakama düşmüşlerdir. Bu sırada, Milliyetçi Cephe partileri de iktidarı dört oy farkla ele geçirmişlerdir. Benzin bayii bir milletvekilinin evinde yapılan toplantıdan sonra, Demokratik Partinin dokuz milletvekili partilerinden istifa ederek Demirel'in imdadına koşmuşlardır. Bir cumartesi günü güvenoyu alan cepheci partiler, ertesi gün, pazar günü tatildir. Yarını bekleyelim, bile demeden, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığında yabancı şirketlere karşı direnen yurtsever bürokratları görevlerinden almışlardır. Milliyetçi Cephenin ilk memur kıyımı neden Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığında başlamıştır?.. Bu bir rastlantı mıdır?"
Birebir aynıları günümüzde yaşanmıştır.
"12 Mart öncesi, yurtdışına kadar uzanan yolsuzluk söylentileri, kuvvetli ve inandırıcı hükümet yalanıyla unutturuldu. Yolsuzlukları açıklayanlar, bin bir tehlikeye göğüs gererek devlet hazinesini savunanlar, bir takım soyut gerçeklerle suçlanıp cezaevine atıldılar. Yolsuzlukların ipliğini pazara çıkaran yazarlar, ulusal petrol kavgası veren profesörler, özel okul yağmasını önleyen öğretim üyeleri, gençleri kışkırttı... Körpe dimağlara anarşi tohumları attı... gibi ipe sapa gelmez suç gerekçeleriyle ezilmek istendi. Üniversitede, sıkıyönetimlerin ihbar dosyalarını kabartan yaşlı başlı profesörler, milliyetçi-mukaddesatçı, özel teşebbüsçü doçentler ve asistanlar, ilerici öğretim üyelerini ihbar ederek, kurulu düzende yerlerini almaya çalıştılar. Aşırı akımlara karşıyız. Ecdadımızın kanlarıyla sulanmış bu topraklar komünizmle kanımızın son damlasına kadar mücadele edeceğiz söylevlerinin arkasında çevrilen türlü dolaplar, karanlık ilişkiler ve kirli belgeler gizlenmek istendi."
Menderes hükümeti ve İhanet!
"Türkiye'de Petrol Yasası 1954 yılında kabul edilmiştir. Yasa taslağını kaleme alan, bir Türk hukukçusu değildir. Taslak, Amerikan petrol şirketlerinin avukatı Max Ball tarafından hazırlanmıştır. Bunun içindir ki, Petrol Yasası, birçok çevrede "Max Ball yasası" olarak adlandırılır. Devrin muhalefet lideri inönü, bu yasaya karşı çıkarken, Petrol Kanunu, kapitülasyon hükümleri ile hazırlanmıştır, gönüllü bir kapitülasyon layihası olarak kabul edilmiştir, işte profesörler, işte hukuk âlimleri, hepsinin önünde söylüyorum."
Reklam