Seçil

Kalemimden dışa vuran - İçimizden biri
Hayat…. Kimisine göre gül bahçeleriyle dolu, etrafı korunaklı, pembe bir toz bulutu… Şanslıysan eğer en büyük zorluğun kuaförden çıktığında istediğini bulamadığın bir saç modeli ya da en sevdiğin ayakkabının üzerine eklenmiş bir çizik ya da evinde yüzlerce olan bir bardağın kırılması senin en kötü anların olur. Ya hayata 1-0 yenik başlayanlar… Onların ne hissettiğini, ne yaşadığını, nasıl ayakta durduğunu ancak onlar gibi küçük yaşta ebeveynlerini kaybeden kanadı kırık kuşlar anlar. Yaş gelmiş dayanmış altmışa. Çok mücadele etmiş, didinmiş durmuş sürekli. Her daim dimdik ayakta kalmaya o kadar kendini zorlamış ki sorgulamadan devam etmek gerektiğine inanmış. Zaman zaman isyan etmiş kendi içinden sessizce. Bazen de haykırmış içinde sıkışıp kaldığı hayatı en yakınında olana değil ama en yakın bildiğine. Ah o en yakın olanlar aslında ne kadar da uzak olurlar insana. İşte o yakındaki uzaklık insanı yavaş yavaş çeker dipsiz kuyulara, yaşama sevincini alır elinden sessizce, içindeki mutluluk anlarını baltalar ince ince… Çok şeyler yaşamış, güzel günleri olmuş, çocukları, torunları etrafını sarmış ama bir yanı hep eksik kalmış. İçinde dolduramadığı sevgi boşluğu her zaman derinlerden haykırmış durmuş. AŞK… Bu duyguyu tatmışken nasıl da izin vermiş ellerinden kayıp gitmesine, nasıl da inanmış bırakıp onu yoluna devam edeceğine, nasıl da bilememiş asla unutamayacağına… İnanmış çünkü o bir kanadı kırık kuşmuş. İnanmış çünkü o büyüklerinin onun için yaptıklarına güvenmiş. İnanmış çünkü o büyükler onun için her şeyin en iyisini bilirmiş. İnanmış çünkü o büyükler olmasa kanadı kırık kuş hiç ayakta duramayacağını düşünürmüş. Ama bir gün AŞKtan haber almış. O da evlenmiş, barklanmış, bir yuva kurmuş. Ve bir erkek evladı olmuş. İsmini onun adını vermiş… Vurulmuş can evinden. Dönmüş