Opiaware

Tabii ki bu hayatta kendi inançlarımızı kendimiz yaratırız ve bu inançları değiştirmek bazen korkutucu gelebilir. Ama harika keşifler yapmayı cidden istiyorsak, aklı başında bütün armadilloların da bildiği gibi, en nihayetinde başımızı popomuzdan ayırıp o kafa karıştırıcı, güneşli güne bakmak zorundayızdır. Bu gizli ihtişama, matematiğin derinliklerine, nihai gerçeğe. Yaşamın kendisine.
Sayfa 198·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Hayata turnusol kağıdı gözüyle bakmak, her şeyde dapdar bir derli topluluk, düzen görmeyi, tertemiz bir kontrol hissine sahip olmayı istemek umutsuzluğa yol açar. Çünkü aldatmacadan başka bir şey değildir. Hayatı biz yaşıyoruz. Turnusol kâğıdı biziz. Sürekli genişleyen bir kozmostaki sabit olmayan bir dünyada hareket eden bir ögeyiz.
Sayfa 197·Kitabı okudu
Aşkın nadir bulunan bir şey olduğu söylenir. Ben bundan çok emin değilim. Esas nadir bulunan, aşktan daha da çok arzuladığımız bir şeydir. Anlaşılmak. Eğer anlaşılmıyorsak, sevilmenin de bir anlamı kalmıyor. Böyle insanlar kendi zihinlerinde yarattıkları, sen olduğunu zannettikleri bir fikre âşık oluyorlar. Onlar aşka aşık. Kendi âşık hallerine. Ama anlaşılmak. Yalnızca o da değil, anlaşılmak ve anlaşıldıktan sonra kabul edilmek. Mühim olan bu.
Sayfa 142·Kitabı okudu
Her şey kötu gittiğinde, değişimin gerçekleşebilmesi için dibe vurmamız gerekir. Çıkış yolunu bulabilmek için bazen kendimizi tuzağa düşmüş gibi hissetmemiz gerekir. Kendimizle güpegündüz, ferah bir ortamda yüzleşemeyiz. Çalan şarkıyı dinleyerek radyonun ne olduğunu anlayamayız. Nasıl yapıldığını görebilmek için bazen de radyoyu kırmak gerek.
Sayfa 100·Kitabı okudu
Sayı dizisine, Fibonacci dizisine benzer bir kalıbın içindeyim -0,1,1,2,3,5,8,13,21 vs. ve hayatım ilerledikçe, bu dizide olduğu gibi, sürprizler de azalıyor. Bir sonraki sayının önceki iki sayıyı toplayarak bulunduğunu anlamak yerine, insan önündeki yaşamın çoktan belirlenmiş olduğunu fark ediyor. Yaş aldıkça, sayıdan sayıya geçtikçe, bu kalıp daha da öngörülebilir hale geliyor. Kalıbı hiçbir şey bozamıyor.