Was this what he believed, what he had always believed when I talked on and on about goodness? Was he making the violin say it? Was he deliberately creating those long, pure liquid notes to say that beauty meant nothing because it came from the despair inside him, and it had nothing to do with the despair finally, because the despair wasn't beautiful, and beauty then was a horrid irony?
Bu sevinçli, akıllı uslu insan sesleri arasında yalnızım. Bütün bu adamlar, vakitlerini dertleşmekle, aynı düşüncede olduklarını anlayıp mutluluk duymakla geçiriyorlar. Aynı şeyleri hep birlikte düşünmeye ne kadar da önem veriyorlar.
Değişen benim sanıyorum. En kolay çözüm yolu bu.En tatsızı da bu. Ansızın ortaya çıkan bu dönüşümlere uğramış olduğumu kabul etmek zorundayım. Sık sık düşünen bir kimse olmadığım için, ben farkında olmadan içimde bir yığın ufacık başkalaşım birikir, sonra da günün birinde gercek bir devrim ortaya çıkar. Hayatıma tutarsız, çelişik bir görünüş veren de budur.