Ötekine olan derin, ruhsal ihtiyacımız, tabiri caizse bağımlılığımız ötekini tam olarak bizim için cehennem kılar.
İnsan münferit olamaz.
Kendimizi dağ başlarında inzivalara kapatsak bile öteki hep bizimledir; anılarımızda, duyguları mızdadır.
Doğum, annemizden fizyolojik olarak ayrıldığımız nokta olsa da, fiziksel ve ruhsal ihtiyaçlarımız bizi öteki yetişkinlere bağımlı kılmaya devam eder. Kendi ihtiyaçlarımızı karşılamaya başladıktan sonra da bu aslında değişmez.
Duygulan küçük çocuklar gibi düşünebilirsiniz; küçük çocuklar da ağladıklarında, "kriz çıkardıklarında" aslında bir ihtiyaçlarını dile getirmeye çalışırlar. İhtiyaçları karşılanmasa bile, karşı tarafın, mesela annenin, onları anladığını gördükleri anda sakinleşirler.