Düşünce ve sanat, boş ruh yarasasının havaya çizdiği anlamsız kavisler, yani havaya savrulan sigara dumanları gibi bin dallı ve dolambaçlı olsa da, anlamdan yoksun görüntüler salgını değil, zaman içinde yavaş yavaş dolan ruhumdan coşarak, (ben)i, eşyayı ve tarihi çevreleyip öbür yaratış hallerine doğru akan, dolayısıyla ruhum la onun Yaratıcısı arasında bir geliş gidiş, bir akış, dinamik
bir köprü olan bir ebediyet çerçevesidir.
Kimsenin konuşmadığı bir dil gibiyim, Kimsenin inanmadığı bir deli, Yazarının bile okumadığı bir kitap, Hiç çalmayan bir şarkı, Hiç vatandaşı olmayan bir ülke, Hiç sorulmayan bir soru gibiyim, Kalabalıklar içinde varım ama yok gibiyim...
(Murathan Mungan)
Vücudum ruhumun buyruğunda olmalıdır.
Ruhum da mutlak aleme başını uzatmalı, oradan soluk almalı, oradan göz ve gönül almalıdır.
Ruh, sürekli olarak, Allah'ı bilme, Allah huzurunda olma savaşı içinde olacaktır. Buna engel olmak isteyen benlik içi veya ben ötesi bütün yad varlıklarla savaşacaktır sürekli olarak ruh.