Bir aşk ne kadar tutku ve coşkuyla başlarsa yine aynı tutkuyla ve coşkuyla sona eriyor. Gelirken ne kadar göklere uçuruyorsa giderken de o kadar yerin dibine sokuyor insanı...
Faruk Nafiz'e kapılarım tam olarak kapalı değildi.
Onun aşkı beni ayakta tutar, hayata bağlar umuduyla gitmesini, benden vazgeçmesini istemiyordum. İtiraf etmek neden bu kadar güç bilmiyorum ama sanırım ona âşıktım ve izlediğimiz filmler, okuduğumuz kitaplar bize bir şeyi yanlış öğretmiş demek ki ben kavuşulunca bitecek sandım aşkı... Faruk Nafiz'in ısrarlarına kulak tıkadım ve evlenme isteğine karşı koydum o da sırtını döndü bana... Evlendi.
Hatırası ise zehir gibi satırlarıydı," dedi Nihal.
"Öyle değil midir yazmak Nâzım? Kalem çığlığındır bir nevi. O da olmasa insan çıldırabilir. Ölüm çok acımasız... Giden için değil, kalan için tabii. Bir de eceli kendiyse insanın..."
"Münevver, aşk zor olduğunda daha da kıymetlenir. Belli ki Nazım'la ayrılığından sonra aslında onu daha çok sevmişsin. Kızgınlık derecesi bazen aşkın derecesi olur. Fırtınalar estirirsin, bağırır, çağırırsın ama fırtına bitip de sessizlik çöktüğünde kalbinle baş başa kalırsın"