Benimle yürümek ister misin Söğüt John?
Fazla uzağa değil; Bir ya da iki yıl, zamanının sonunda. Konuşmayacağız. Yılların acılığını da anlatmayacağız.
Belki güleceğiz bazen ya da gözyaşlarının nedenini bulacağız
Ya da kaybolmuş bir şeyi ikimiz de arayacağız.
Benimle konuşmak ister misin Söğüt John?
Fazla uzun değil; Dünyadaki uzunluğunla ölçülmüş bir an.
Bir iki kez bakışacağız; her ikimiz de bileceğiz
Ve duyguyu anlayacağız; bu yüzden gittiğimiz zaman Diğerinin değerine kandaş olduğumuzun rahatlığını alacağız.
Gitmeni ertele Söğüt John. Yalnızca benim için.
Oyalanmak, ayrılan bizi rahatlatır ve güven tazeler.
Anılar hızlanmış gözyaşlarını yavaşlatmaya yardım eder.
Daha sonra seni hatırlayarak
Ve hafifletir yüreğin hüznünü biraz.
"İlk ateşi yakan, ilk tekeri düşünen, ilk madeni eriten, ilk iğneyi yapan, tekerin içine bilye koyup daha kolay dönmesini sağlayan... İnsanın adını bugün bilmiyoruz. Oysa asıl kahramanlar bunlar. İnsanlığa Napolyon kadar, Sezar kadar, Atilla kadar, belki onlardan fazla bunlar hizmet etmiştir. Asıl tarih, kralların, kumandanların tarihii değil, fakat iş yapan, insanlığın yaşamına yeni kolaylıklar getiren, yani uygarlığı yaratan kişilerin tarihidir. Ne yazık ki, değer ölçüleri ta baştan yanlış tutulmuştur. Bu aldanış bir bakıma bugün bile devam etmektedir. Uygarlığın tarihi 'iş'in tarihidir."