Olkan Kellevezir

Olkan Kellevezir
@Ovezir
6 okur puanı
Eylül 2020 tarihinde katıldı
Her Günâh Aynı Değildir
8/10
·176 syf.··
2025 4. kitabı
Öncelikle kitap, Da Vinci üzerinden hikâyeyi anlatmayarak çok zekice bir kurgu oluşturuyor. Da Vinci'yi bir katalizör olarak kullanıyor ve kitabın sonunda Da Vinci'nin Behaim denilen adamın hayat hikâyesini yorumlamasıyla da Da Vinci'yi seyirci yerine koyuyor. Da Vinci, aynı bizim gibi hikâyeyi görüyor, dinliyor ve en son bir çıkarımda bulunuyor. Bu Da Vinci'yi alçaltmak yerine daha da yüceltiyor. Çünkü okur, aynı kendisi gibi olayları seyreden Da Vinci'nin çıkarımından bir ders alıyor. Bu kurgu, gerçekten de takdire şayan. Kitap boyunca Behaim'in borç tahsil etmeye çalışmasını ve yaşadığı kısa süreli bir aşk hikâyesini okuyoruz. Bu kısa hikâyeyi anlamlı kılan da aslında Da Vinci'nin bu kısa hayat kesitine yaptığı yorum oluyor. Biraz daha derin düşünürsek, yazarın Da Vinci'nin gözünden basit bir hikâye anlatmasından da böyle bir anlatıyı kullanmasının daha yüce olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü aslında bu basit hikâyenin kitap olmasını sağlayan şey Da Vinci ve onun hikâyeye katalizör gibi etkisi olabilir. Peki kitap ne anlatıyor? Da Vinci, "Son Akşam Yemeği" adlı resmini bitirmek için kibrin temsili olan Yahuda'nın yüzüne bir referans aramaktadır. Evet... Dünya da bir sürü günahkar vardır fakat Leonardo alelade bir günahkar yerine kendi Yahuda'sını aramaktadır. Leo Perutz ve onun kaleminden referansla çıkan Da Vinci, bize her günahın şahsına münasır olduğunu ve her günahın farklı olduğunu anlatan bir hayat dersi vermeyi bu kitapta başarabilmiştir. Bunu yapabilmek için ise dahice bir kurgu ile Da Vinci'yi seyirci rolüne koymuştur. Kitap, içindeki bazı klişeleşmiş hikâye unsurlarına rağmen iyi yazılmış, alttan alttan ilerleyen ve mantıklı şekilde gözler önüne serilen karakter gelişimleri ve göze batmayan ters köşeleriyle birlikte gerçekten de takdire şayan bir hikâye
Leonardo'nun Yahuda'sıLeo Perutz · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20183,042 okunma
Reklam
Fazlasıyla Bir Ray Bradbury Klasiği
7/10
·312 syf.··
Beğendi
·
2025 3. kitabı
Bir Ray Bradbury hayranı olduğum söylenebilir. Çoğu kitabını okumuş biri olarak da Ray Bradbury'nin hem kalemine hem de düşünce dünyasına aşina olduğum da söylenebilir. Kitap, Mars'ın kolonileşme hikâyesini anlattığı kısımlarda; Mars Kolonileşmesi ile Amerika'nın Kolonileşmesi arasında bazı bağdaştırmalar kurduğu kısımlarda gerçekten ilgi çekici hikâyelere gebe olabilmiş bir kitap. Özellikle ilk üç hikâye ilgi çekici, vurucu ve epey de kinayeli hikâyeler... Kitapta ilerledikçe ve hikâyeleri ardı ardına okudukça bu üç şeyin yavaşça ortadan kaybolduğunu, Bradbury'nin bu üç şeye daha az önem verdiğini gözlemleyebiliyorsunuz. Kitap ilerledikçe konu Mars ve Mars'a gelen insanlar olmaktan çıkıyor. Bu da eleştiri zeminini Mars ve Mars'taki insanlar olarak kuran bu kitap için ister istemez anlamsızlığa çıkıyor. Bu kitabın içinde, "Neden bu kitapta böyle bir hikâye var?" diyebileceğiniz bir sürü hikâye var. Evet... Bu hikâyelerin yaptığı çoğu eleştiriye saygı duruyorum. Bradbury'nin; Poe ve onun kurduğu çürüme edebiyatına yaptığı göndermelere de saygı duyuyorum. Fakat sadece o kadar... Kitaptaki bazı hikâyeler sadece saygı duyabileceğimiz hikâyeler olmaktan pek öteye geçemiyor. Oysa kitap, ilk yarısı itibariyle bilim kurgunun en yüksek noktalarında dolaşabilmiş bir kitap... Kitap, kısacası bir bilim kurgu gibi başlasa da aslında bir fantezi kitabı. Bunu Ray Bradbury kendi röportajlarının birinde de söylüyor. Bir bilim kurgu romanı beklemiş benim için ise bu durum bir hayal kırıklığıydı. Bunun bir sebebi de daha önce çok kez Bradbury okumuş benim için kitabın ikinci yarısındaki yazdığı hikâyelerin çok fazla tahmin edilemez olmayışıdır. Ama bu kitap klasik bir Bradbury kitabı... Akıcı bir dili, ilginç kısa hikâyeleri, güzel bir anlatı tonu var. Bradbury'nin yazmış olabileceği
Mars YıllıklarıRay Bradbury · İthaki Yayınları · 20202,193 okunma
Tanrının Bir Kulu -Suçlusu Olan Bir Toplumun Eleştirisi
8/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
"Tanrı'nın Bir Kulu; seri katile sahip olan bir toplumun, anatomisidir." Seri katil hikâyelerini sevmem fakat bu denli altı dolu ve toplum eleştirisi getiren bir seri katil hikâyesine kesinlikle hayır demem. Cormac McCarthy gibi yazarlar; cesur, dolu ve esrarengiz kalemleriyle bir nevi edebiyattaki en önemli hikâyeleri oluşturan yazarlardır. Keşke daha çok eser oluşturulurken, bir cinayet ya da suç hikâyesi yazılırken bu denli büyük eleştiriler getirebilse. Özellikle Netflix, Prime Video gibi platformlar ayda bir suç dizisi yaparken; bomboş hikâyeler yazmak yerine keşke bu tarz kitaplardan yararlanma yolunu tercih etse. Bu kitap öyle bir kitap ki elimde olsa suç hikâyesi yazmak isteyen bazı insanlara bu kitabı bir nevi bir referans kitap olarak göstermek isteyebilirim. Ama onun dışında kitap hakkındaki bazı olumsuzluklardan bahsetmem gerekirsem şunları söyleyebilirim. 150 sayfa olduğundan bir nevi kısa bir kitap sayılır fakat kısa olmak için çoğu şeyi üstünkörü ve çok hızlı anlatıp geçiyor. Bu yüzden bazı sahneleri kafada canlandırırken sıkıntılar yaşayabiliyorsunuz. Vuruculuğun etkisi azalıyor. Bir de hem kitabın sonu hem de Ballard'ın dönüşeceği şey kitabın başından beri tahmin edilebilir olduğundan bazı insanlar için bu can sıkıcı olabilir. Ben, daha çok yaşanacakların nasıl yaşanacağını merak ettim bu yüzden sürekli tetikte hikâyeyi okudum. Onun dışında eser, olması gereken; çoğu kişinin örnek alması gereken bir seri katil hikâyesi. Keşke daha çok böyle eser yazılsa. Kitabın daha fazla Cormac McCarthy okuma isteği uyandırdığı söylenebilir. Detaylı inceleme için: basarisizyazar.blogspot.com/2025/01/tanrnn-...
Tanrı'nın Bir KuluCormac McCarthy · İthaki Yayınları · 2020222 okunma