“Love, like bingo, is a game of chance — sometimes you win, sometimes you lose, but you always keep playing.”
Aşk, tıpkı bingo gibi, bir şans oyunudur — bazen kazanırsın, bazen kaybedersin, ama her zaman oynamaya devam edersin.
Ve, tıpkı ölmenin sadece bir an alması gibi, yaşamak da sadece bir an alır. Gözlerini kapatır ve her boş korkuyu serbest bırakırsın. Ve sonra, bu yeni durumda, korkudan arınmış olarak, kendine sorarsın: Ben kimim? Eğer şüphe duymadan yaşayabilseydim ne yapardım? Eğer incinme korkusu olmadan nazik olabilseydim? Eğer yaralanma korkusu olmadan sevebilseydim? Eğer bugünün tatlılığını, yarın bu tadı özleyeceğimi düşünmeden hissedebilseydim? Eğer zamanın geçişinden ve onun alıp götüreceği insanlardan korkmasaydım?”