Özge Ömeroğlu

Özge Ömeroğlu
@Ozgeomeroglu
Âşık olmanin sevginin doruk noktası oldu ğuna inanılır. Oysa o gerçekte bir başlangıç ve yalnızca sevmeyi başarmak için bir olanaktır, Aşkın, aracılığıyla iki insarın birbirlerine doğru çekildiği gizemli bir. niteliğin sonucu, çaba göstermeksizin ortaya çıkan bir olay olduğuna da inanılır. Gerçekte, insanın yalnzlığı ve cinsel istekleri âşık olmasını kolaylaştırır ve bunun gizemli olan bir yanı yoktur. Ama böyle bir aşk elde edildiği kadar çabuk yitirilen bir kazançtr. Kimse bir rastlantı sonucu sevilmez. Sevgiyi, insanın sevme gücü üretir. Tıpkı insanın bir şeylere ilgi duymasının kendisini de ilginç kılması gibi.
Sayfa 124
Reklam
Peer Gynt, tüm gücünü para kazanmak ve başarılı olmak için kullandığında, kendi özü uğruna eylemde bulunduğuna inanmaktadır. O, "Kendine karşı doğru ol!" insansal ilkesine göre değil, Trollar' 1n temsil ettiği "Kendine yeterli _ol!" ilkesine göre yaşar. Yaşamının sonunda, sömürücülüğünün ve bencilliğinin kendisini kendisi olmaktan alıkoyduğunu, insanın kendisini gerçekleştirmesinin ancak üretici olduğunda, kendi gizilgüçlerine yaşam kazandırabildiğinde olanak kazandığını bulgular. Peer Gyntün gerçekleştirilmemiş gizilgüçleri, onu 'suçundan ötürü suçlamaya gelirler ve insansal başarısızlğının gerçek nedenine, üretici olmaktaki eksikliğine işaret ederler
Sayfa 119
"İnsanın anlam arayışı, hayatındaki birincil bir güçtür ve içgüdüsel dürtülerin "ikincil bir aklileştirilmesi/rasyonalizasyonu" değildir. Bu anlam eşsiz ve özeldir, sadece kendisinin yapabileceği ve yapması gerekendir. İnsan, hayatına anlam kazandırma isteğini tatmin edecek bir anlamlılığı sadece o zaman başarabilir. Bazı yazarlar, anlamların ve değerlerin savunma mekanizmalarından, tepki oluşumlarından ve süblimasyonlardan başka bir şey olmadığını iddia ederler. Fakat ben, ne sadece savunma mekanizmalarının hatırı için yaşamak, ne de tepki oluşumlarının hatırı için ölmek isterim. İnsan, ancak idealleri ve değerleri uğruna yaşayabilir ve gerekirse bu uğurda ölebilir."
İnançsız bir insan, kendi "benliği"yle temasını kaybeder. İslam'da tek hakiki gerçek Allah'tır; insan sadece bir yansımadır. Bu nedenle kişinin Allah'ı unutması, varoluşunun kaynağına yani kendi benliğine yabancılaşmasıdır. Kur'an'da "Ve onlar gibi olmayın ki Allah'1 unuttular da 0 da onlara kendilerini unutturdu, onlar fasıklardır" buyurulmaktadır.
Oysa gerçek bir Müslüman psikologdan, Freud'un dini gelişim üzerine geliştirdiği ateist teorisinin temel varsayımlarından yola çıkarak İslami bir bakış açısı geliştirmesi beklenirdi. Örneğin, çocukların güçlü yetişkinlere ya da gizemli güçlere tanrı rolü atfetme eğilimi, İslam'ın fitrat kavramına bilimsel bir destek olarak değerlendirilebilirdi. Fıtrat, İslam'ın tanımladığı üzere, insanın doğuştan Rabbini tanıma ve iyiliği seçme yönündeki içsel eğilimidir. Ancak bu doğal meyil, eğer çocuk ahlaksız ya da ateist ebeveynler tarafından yetiştirilmesi durumunda bozulabilir.
Reklam