Melisa Kesmez, bu kitabında aslında hepimizin bir şekilde içinde hapsolduğu o "kader motifini" işliyor bence. Karakterler bir yere ait olmak için falan çabalamıyor; aksine, geçmişten gelen ve sanki üzerlerine dikilmiş o görünmez elbiseyle ne yapacaklarını bilemiyorlar bi türlü. Kaçmaya çalıştıkları her şeyin, dönüp dolaşıp hayatlarının orta yerinde durduğunu görmek çok gerçekçi bir duygu yaratıyor insanda.
Yazarın dili o kadar dolaysızki, kaderin o kaçınılmaz akışını karakterlerin günlük halleri üzerinden çok net görebiliyoruz. Sanki ne yaparlarsa yapsınlar, o küçük yuvarlak taşlar gibi bir yerlere sürükleniyorlar işte. Kitapta öyle büyük kavgalar yok, sadece kaderin getirdiği o sessiz kabullenişler ve insanın kendi döngüsünden çıkamayışı var yani.
Kısacası, hayatın bize çizdiği o eski motiflerin bugünkü halimize nasıl yansıdığını merak ediyorsanız bu kitap çok iyi bir örnek. Hiç lafı uzatmadan, en sade haliyle insanın kendi hikayesinden neden kopamadığını anlatıyor. Sakin ama düşündüren, o kaçınılmaz döngüyü resmen yüzümüze çarpan bir anlatı olmuş..