“ Tarih, günün birinde; Mustafa Kemal, 1919 senesi Mayıs on dokuzunda Anadolu’ya geçip milli kurtuluş hareketine baş oldu ve onun sevk ve idaresinde vatan kuruldu, diyecektir. “
Bir ingiliz tarihçinin deyişiyle; “ Tek bir tümen komutanının üç ayrı seferde kazandığı başarıların sadece bir savaşın gidişi üzerinde değil, bütün bir seferin akıbeti ve hatta bir milletin kaderi üzerinde bu derece derin bir etki bırakması tarihte eşi çok az görülmüş bir olaydır. “
“ Bir çarpışma sırasında Mustafa Kemal’in bulunduğu sipere düşman bataryası ateş açar. Mermilerden biri siperin ilerisine düşer, ikincisi yirmi metre kadar yakına v
e üçüncüsü daha yakına… Dördüncü merminin tam siperin kenarına, Mustafa Kemal’in oturduğu yere isabet edeceği kesin şekilde bellidir. Subaylardan birisi kaçması için yalvarırsa da o; artık çok geç, askerlerime kötü örnek olamam der ve sigarasını içmeye devam eder. Siperdekiler dehşetten donakalmış bir halde dördüncü merminin düşmesini beklerler. Fakat hiçbir şey olmaz. Düşman üç mermi atmış, dördüncü atışı yapmamıştır. “
Tarih ne güzel aynadır. Tarihin sinesine geçen büyük hadiselerde, bu hadiseleri yaratanların ve yapanların tavırları, hareketleri ve davranışları onların ahlaki karakterini gösterir.
Amerikalı akademisyen Joseph S. Nye Jr. neredeyse yüz yıl sonra 1. Dünya Savaşı’nın kökenlerini, 2010 yılında yazdığı bir kitapta değerlendirmiştir. Nye tatafından yapılan tespitler ile Mustafa Kemal’in tespitleri arasındaki benzerlik şaşırtıcıdır. Nye bu tespitleri 1. Dünya Savaşı’ndan yüz yıl sonra yaparken, Mustafa Kemal’in ise aynı tespitleri savaş daha başlamadan önce yaptığı dikkatlerden kaçmamalıdır.