şiddete dayalı bilgisayar oyunları da çocukları sanal şiddetin öznesi durumuna getirmektedir. "Homo mechanicus'un (makineleşmiş insanın) tek düğmeye basarak yüzlerce insam yok etmekten duyacağı haz, bu yok edi- şin vereceği acıyı bastırır." (E. Fromm, Akt. Atayman, 1984)
Hem biz birbirimizi sevmiyoruz. Asıl bundan utansak yeridir. Aynı evdeyiz de birbirimizi sevmiyoruz. Mahallemiz, köyümüz, kasabamız aynı da birbirimizi sevmiyoruz. Belki de her işin başı insanoğlunu sevmiyoruz. Dert buradan başlıyor. Toprağa, göğe, suya, ateşe, tuza, somuna gönül vermemişiz ki. Türkülere, ağıtlara teslim olmamışız ki. Çirkin ve güzel diye tutturmuşuz. İyi ve kötü diyoruz. İşimize gelmeyeni damgalayıp duruyoruz. Gönlümüzün tutmadığını, aklımızın kesmediğini kınamayı âdet haline getirmişiz. Sonra işler, başarılar, mesut günler bekliyoruz. Elimizden gelse gökyüzünden, günışığından, hattâ ve hatta karanlıktan mahrum etmeyi düşündüğümüz tümen tümen insan var. Ellerimiz, kafamız ve gönlümüz bir ve beraber değil. Hani insanoğlunu sevmiyoruz demiştim ya. O zaman yolumuz yol değil. Önceleri yolumuz aydınlıktı. Sonraları neden böyle oldu bilmiyorum. Yahut biliyorum, yahut biliyorsunuz bundan ne çıkıyor?
- Fethi Gemuhluoğlu