Murad uncumusaoğlu

Murad uncumusaoğlu
@POSEIDOAN
Yüksek lisans
İzmir
9 okur puanı
Nisan 2020 tarihinde katıldı
Doymayan Aç gözlüler her devrin belası
Sol eğilimlilerin bir araya gelmesiyle oluşturulan bir kongre, harekete geçiril- miş, ilerici bir halk kitlesi ve duyarlı, sevecen bir başkan ABD tarihinin en büyük sosyal deneme süresini mümkün kıldı, özellikle de 1930'larin ortalarında artan radikalizmin Yeni Düzen'in gerçekleştirilmesini ertelemesinden sonra, Aralık 1935'teHarold Ickes başkana, "ülkenin genel düşüncesinin yönetiminkinden çok daha radikal olduğuna inandığını " sõyledi. Roosevelt kabul etti ve iş dünyasına yönelik saldırısını șiddetlendirdi. En ağır silahını 3 Ocak 1936'da gece ulusal radyo üzerinden verdiği yıllık kongre mesajı için sakladı. Daha önce bir başkanın parlamento gece konuşması sadece 2 Nisan 1917"de, Wilson'in meclis'e savaş mesajını bildirdi. gece yapılmıştı. Roosevelt, sağdaki düşmanlarına ateș püskürdü: "Deģişmeyen açgözlülüğün nefretini kazandık. Onlar kendi bencil güçlerini yenilemek istiyorlar...Onlara fırsat verdiğiniz anda geçmişin otokrasisini, kendileri için gücü, halk için köleleştirmeyi benimserler. İlerici yükselişler sola destek vermek zorunda kalan Roosevelt, 1936 kampan- yası süresince iş dünyasına yönelik sert saldırılarını sürdürdü, ilerici başarıların listesini ilan etti. Çalısma Projeleri Yönetimi (WPA) ve diğer hükümet programları milyonlarca işsizi devlet işlerinde çalışmak üzere yeniden işe aldı. Ekonomi ve bankacılık sistemleri reforme olmuştu. Hükümet ilk kez, geçici de olsa, işverenler karşı işçilerin yanında oldu ve sendikaların büyümesini destekledi. Sosyal Güvenlik, daha önce çok az çalışanın yararlandığı yaşhılıkta bir nebze rahatlk garantisi verdi. Vergi yükü giderek zenginlere doğru kaydı. Roosevelt seçim arifesinde Madison Square Garden'da destekçilere iş dünya sına karşı cüretkâr mesajını verdi: İç huzurun ezeli düşmanlarıyla iş ve finans tekeli,
Sayfa 63·Kitabı okuyor
Tarih
Reklam
Barış Almanya için özellikle külfetli oldu. Sömürgelerini ve Lehçe konuşulan topraklarını kaybettiği bir zamanda ödeme gücünün gerçekten sınırlıyken, tazminatlar 33 milyar dolara -Fransa'dan talep edilenin beşte biri bile değil ama Almanya'nın beklediğinden iki kat fazla - ulaştı. Ayrıca Almanya Danzig liman bölgesini ve Saar kömür bölgesini de teslim etti. Ve Alman halkı “savaş suçlusu maddesi" yüzünden hayata küstü. Anlaşmanın tüm ekonomik şartlarında House of Morgan bankasının parmağı vardı. Morgan'ın biyografisini yazan ödüllü yazar Ron Chernow, "1919 yılında Paris Barış Konferansı'nda o kadar çok Morgan adamı vardı ki, Bernard Baruch konferansı J.P.Morgan ve şirketi yönetiyor diye söylendi," diye yazdı. Morgan adamları arasında en çok göze çarpan, Wilson'ın bel bağladığı kişi, House of Morgan'in önde gelen ortağı Thomas Lamont'tu. Başka bir Morgan ortağı George Whitney, Wilson'in Lamont'un ekonomi görüşlerine başka herkesin görüşlerinden daha çok güveniyormuş gibi göründüğünü söyledi. Lamont, Alman tazminatının 40 milyar dolar olarak kararlaştırılmasından yanaydı ve sonrasında savunduğu bir şey varsa, o da Almanların ucuz kurtulduğuydu. O ve diğer bankacılar Paris'te Morgan'ın çıkarlarının sonuna kadar korunmasını sağladılar. 131
Sayfa 38·Kitabı okuyor
Tarih
1917 rusya
Ne kadar benzer durumlar değil mi. Osmanlı aynı dönemde rusya ile aynı durumda ve halk çaresizlik içinde. Acı içinde kıvranan bir halkın ne yapması beklenir. Ama sorsanız yeni osmanlıcılar bunlardan da anlamaz. İttihat ve terakki, Atatürk ve nice vatan kahramanları bu çekilen acıların sonucudur. Gaz savaşı en büyük başarılarını doğu cephesinde kötü donanımlı Rus birliklerine karşı kazandı. Ruslar gaz yüzünden 425.000 yaralı ve 56.000 ölümle zarar gördü. 2 milyon ölü ve 5 milyon yaralıyla Rusya icin savas her açıdan tam bir felaketti.Sonunda çarın çektikleri zorluklar karşısındaki ilgisizliğinden bıkan Rus halkı Mart 1917de II. Nicholas rejimini devirdi.
Sayfa 27·Kitabı okuyor
Dünya Tarihi

Murad uncumusaoğlu

, bir kitap okudu
7/10
·186 syf.·
619 günde okudu
·
2024 1. kitabı
Abdülhamid Dönemi
Padişah, hanedan , azası , sarayın adamları , katipler ,karinler ,mabeyinciler, seccadeci başılar, kilerci başılar, esvapçı başılar, ibrikçi başılar, şefleri (darüssüâde ağası) adını taşıyan ve vezir rütbesine kadar yükselen harem ağaları, valide sultan kâhyaları, takım takım muhafızlar, tüfenkçiler, silahşörler, ağalar, jurnalciliği meslek edinen kimseler, imtiyazlı bir sınıf teşkil ediyordu. Bir adamın meziyeti, hizmeti sayesinde bir mevki kapmasına ve ilerlemesine imkân yoktu. Makbul olan şey, eski gidişin taraftarı olmak, Padişaha körü körüne bağlılık göstermek, mensuplardan birinin yakını olmaktı. Eski derebeylik ölçüsünde kurulmuştu. Bütün bu mensuplar birbiriyle hoş geçinir insanlar değildi. Gözde olanların ayağına karpuz kabuğu koymak, mensuplar arasında nüfuz bakımından daha fazla mertebe almak için boyuna entrikalar, tezvirler, jurnaller devam ediyordu. Jurnaller, gizli çalışan divanı harplere havale ediliyordu. Usuller keyfi idi. Sürgün felâketi her gün, her saat, her ailenin karşısına çıkabilirdi. Bu sebeple politika bakımından ortalıkta bir ölüm sükûtu hüküm sürüyordu. Suya sabuna dokunmak istemeyen her adam gölgesinden korkuyor, gazeteler Padişahın dualarıyla ve onu övmelerle dolu olarak çıkıyor, asıl tenkit ve münakaşalar gizli temaslarla yapılıyor veya yurdun dışındaki Jöntürk gazetelerinde yer alıyordu.
Sayfa 100·Kitabı okudu
Osmanlı Hanedanı
Reklam