Kendi egemenlik alanını belirlemek için ağaçların altına sidik fışkırtıp sonra kendini bu sidiğin sınırları içinde güvenli hisseden köpeklere benziyordu insanlar da.
"Mutluluk" bir Türkiye çorbası gibi...Yüzyıl sonra biri bu kitabı okusa bu devir hakkında iyi bir fikir edinebilir. Bu kitap bir çeşit Türkiye özeti gibi yani. Ilımlı müslümanından radikal müslümanına, iyi Kürdünden kötü Kürdüne, Alevisinden Sunnisine, okumuşundan okumamışına, şehirlisinden köylüsüne, askerinden siviline ne ararsanız var bu kitapta.Yazar hepsine azar azar değinmiş sadece, mangaldan düşen közü çıplak elle tekrar mangala geri atma esnasında yaşadığımız duygunun bir benzerini yaşayarak :) Kadının toplumumuzdaki yeri ( ya da olmayan yeri) temel konusu bu kitabın. Doğudan aldığı karakteri İstanbul'dan daha modern bir hayat görüşü olduğu varsayılan( çünkü profesör de Meryem karakterine hafif meylediyor gibi) bir karakterle buluşturup özgürleştiriyor. Üzülerek söylemeliyim ki, kitabı bitirdiğimde Meryem karakterinin nedense artık mutlu olabileceğine inancım yoktu.