Koltukta oturuyordu. O kadar küçüktü ki ayakları yere değmiyordu bile. O yaşında bile ağlamamak için kendini tuttu, önünde diz çöküp ağlayan babasına baktı. Onu ilk defa ağlarken görüyordu.
Ezgi’nin kanayan bacağını tuttu. “Ben böyle biri değilim.”
Yücel ona ilk kez zarar vermişti. Ezgi’nin oyuncaklarından birini tuttuğu gibi bacağına isabet ettirmişti.
Dizi hiç iyileşmedi, kanlar hep aktı, kız çocuğunu kırmızıya boyadı. Her yaşında yara git gide açıldı. Ezgi acıyan yaranın kendisi oldu.
“Özür dilerim, çok özür dilerim. Yemin ederim bir daha bunu yapmayacağım.”
Sanki dilini yutmuştu. Babasının söylediklerine cevap veremiyor, Yücel bununla daha da eziliyordu.
Yavaşça babasının ellerini uzaklaştırdı, Yücel yerde oturmaya devam ederken kanlı oyuncağını aldı, diğerlerini de bir poşette toplayıp dışarı çıktı, çöpe parmak ucunda uzanıp fırlattı.
Eve geri dönüp babasını umursamadam odasına girdi, kapısını kapattı.
Yatağına kendini bırakıp yüzünü yastığa gömdüğünde tüm acı ortaya çıktı. Ses çıkarmamak için yüzünü daha da bastırdı.
O gün yatağı gözyaşları ve kanla ıslandı. İlkti ama son olmadı.
Kitabıma profilimden ulaşabilirsiniz 💝