Celladın fikri şöyleydi: gövdesi olmayan bir kafa kesilemezdi, zaten daha önce böyle bir şey yapmak zorunda kalmamıştı ve bu yaştan sonra da yapmaya niyeti yoktu.
Kral’ın fikri de şöyleydi: kafası olan her şeyin kafası kesilebilirdi ve bu konu hakkında daha fazla saçmalamanın anlamı yoktu.
Kraliçe’nin fikri ise şöyleydi: eğer 1 dakika içinde bir sonuca varılmazsa, oradaki herkesin kafası kesilecekti.
“Terbiyesizleşme” dedi kral “ ve bana öyle bakmayı kes!” konuşurken Alice’in arkasına saklandı.
“ Bir kedi pekala bir krala bakabilir” dedi Alice. “Bunu bir kitapta okumuştum fakat hangi kitapta hatırlayamıyorum.”
“Bunu ortadan kaldırmak gerek” dedi kral kararlı bir ses tonuyla. Tam o sırada yanlarından geçmekte olan kraliçeyi durdurarak, “tatlım, şu kediyi ortadan kaldırabilir misin lütfen! “dedi.
Kraliçe, büyük küçük olmasına bakmaksızın her sorunu aynı yöntemle çözerdi. Kralın neyi kast ettiğini bile bakmadan “kesin kafasını!” dedi.
“Acaba niçin bu gülleri kırmızıya boyadığınızı söyleyebilir misiniz?” diye sordu Alice biraz çekinerek.
“Aslında genç bayan, burada kırmızı bir gül ağacı olması gerekiyordu, fakat biz yanlışlıkla beyaz gül ağacı dikmişiz; eğer kraliçe bunu anlarsa hepimizin kafasına uçurur, işte bu yüzden biz de o gelmeden elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz...”