Şey' en lillâh nûr-u kübra
Kiraz ağaçlarına Betül dedim; tırmanırken yâ Kebîr'im incindi.
Şu özüm daralıyor; Özge, inşirâh-ı rubâîler gezdi.
Kirpik uçlarımda Le Dernier Café, sars çift shot!
Dostoyevski’nin magnolyalı canlardan geçip de insüline doymadığı demlerde, bir pasiflora değil misin?
Kâriası ağarmış bir insana French Press ikrâm etsem; katlanır mıydı?
Jean-Marie Guyau'lara amentü gibiydi;hû ricâsıyla.
Kekeme lotuslara kokunu anımsat.
Tuhafım ağrısa, didem madak arveles uzatır mıydı?
Panna Cotta triyole, Panna Cotta triyole!