Eğer gerçeği aramaya koyulacaksak, önce bütün cesaretimizi toplayarak bugüne kadar izlediğimiz yollardan ayrılmalı, sonra da doğru ve gerçek kabul ettiğimiz her şeyden kuşku duymaya başlamalıyız. Yeni düşünceler saçmadır diye gözlerimizi ve kulaklarımızı kapayamayız.
Çok korkunç ama, ne yazık ki her an çıkabilecek bir Hidrojen bombası savaşının günümüz uygarlığını toptan yerle bir ettiğini düşünelim. Beş bin yıl sonra arkeologlar New York'taki Hürriyet Heykelinin parçalarını bulacaklar, günümüz düşünce biçimiyle hareket ediyorlarsa, bilinmeyen bir tanrı, belki ateş tanrısı (heykelin elindeki meşale yüzünden) belki güneş tanrısının (heykelin başındaki ışın biçimi uzatılar yüzünden) heykeliyle karşı karşıya olduklarını sanacaklar ve heykelin aslında çok basit bir anlam taşıdığını, hele özgürlüğü temsil ettiğini asla anlayamayacaklardır.
Gerçeği arayanlar ispatlanmamış yeni ve cesur düşüncelere, yalnızca düşünce (ya da inanış) biçimlerine uymadığı için karşı çıkmamalıdırlar. Yüz yıl önce uzay yolculuğu diye bir şey söz konusu olmadığı için, babalarımız ve büyükbabalarımız, atalanrına uzaydan ziyaretçiler gelip gelmediğini düşünemezlerdi.