İrem

İrem
@Pd_irem
“Bana açıdan kurtulmak için üç anlayış anahtarı verdi. İlki, asla gördüğümüz dünyanın kurbanı olmadığımız. Korkularımızı belirlediğimizde bunların bizim algımızın gerçeğini bozduğunu fark ediyoruz zira korkularımız illüzyondan başka bir şey değil. Kısacası, algımızın kurbanıyız. İkinci anahtar, hiçbir şey hakkında varsayım da bulunmamak. Elle tutulur bir açıklama elde edinceye kadar her türlü yorumdan kaçınmak gerekiyor. Üçüncü anahtar ise hiçbir şeyi yargılamamak. Eleştiriden kurtulduğumuzda ve karşımızdaki kişi olduğu gibi kabul ettiğimizde varlıklar arasındaki bağlantı yıkılmaz oluyor, değil mi?“
Sayfa 233
Reklam
“Diğerini dünyanın en güzel hediyesiymiş gibi karşılamam gerekir zira bana aynadaki yansımamı sunar. O benim bilincimin sesidir. Diğerleriyle aramızda fark olarak gördüğümüz şeyler aslında benzerliklerimiz ve kendi karanlık bölgelerimizdir. Düşüncelerim ve davranışlarım, karşımdaki kişi de doğrudan bir yankı bulur ve o da bana aynısını yansıtır. Artık kendime yalan söylemeden kendimi olduğum gibi görürüm.“
Sayfa 232
Her hoşnutsuzluk, üzerinde çalışmamız gereken şey hakkında bir öğretidir. Her sorunda egonun ilk tepkisi, suçu başkasına atmak oluyor. Haksız olduğu halde onu dinliyoruz. Bu yüzden sürekli acı çekiyoruz. Her benzer olayda acıyı yeniden ortaya çıkıyor. Oysa mutluluğa giden yol diğerinden geçmez, çünkü diğerini değiştirmek egonun ilkel ihtiyaçlarına cevap verir: kontrol ve hakimiyete. Bir şeyler ‘ben’in istediği gibi olmadığında ‘ben’ yoksunluk hissediyor. Ego kendisini mükemmel olarak gördüğü için de sorunun mutlaka dışarıdan kaynaklandığına inanıyor.
Sayfa 230
Varsayımda bulunmaktan vazgeç! Başkalarının yaptıkları veya düşündükleri her şeyi yorumladığımın bilincine vardığımda, enerjimin büyük bir kısmını boşa harcadığımı anladım. Varsayımlarımın gerçek olduğuna inandığım için sürekli gerçekte olmayan sorunlar yaratıyordum. Durumu açıklığa kavuşturmak yerine, arkalarından konuşarak kendi yazdığım senaryoların kahramanlarını öfke duyuyordum.
Sayfa 221
“Büyümenin her şeyi bilmek, bilgi ile anlamak olduğunu sanıyoruz. Yaşamayı unutuyoruz. Çocuk, andaki deneyimi yaşar; onu düşünmez. Eğer şu an içindeki çocuğun ortaya çıkmasına izin verecek olsan ne yapardın?“
Sayfa 206
Reklam