Kitabın yarısına bile gelmeden dedim ki, “bu kitap ya yerin dibine girecek bir puan alacak ya da göklere çıkartılacak bir puan.” okumayı bitirip biraz incelemeleri okuduğumda (en azından buradakileri) haklı olduğumu da gördüm.
Şimdi yorumuma şöyle başlamak istiyorum,bu uzun uzun (abartı yok, bildiğiniz 2.5 sayfalık cümle var) sonunu bitirdiğimizde başını unuttuğumuz cümleler bence doktorun zihnindeki karmaşayı ve bunalımı yaşayalım diye kasıtlı olarak yapılmış bir trick. Zaten hayatınızda üç kitaptan fazla kitap okuduysanız eğer, bunu ilk 10 sayfada anlamışsınızdır diye düşünüyorum o yüzden bu konuyu geçiyorum. Bunun yanı sıra sıkı bir rus edb. okuyucusu olarak bazı cümlelerde cümlenin başını kaçırdığım, dönerek tekrar okumak durumunda kaldığım çok cümle oldu ve bu altındaki anlamı anlamaya çalışmayan veya hikaye görmek isteyen biri için iğrenç bir tecrübe olabilir kabul ediyorum.
Eklemek istediğim şey, mekan tabiri yapılmasa dahi garip bir şekilde doktorun oturduğu barı, bardaki insanları ve atmosferi sanki gerçekten anlamaya çalışırken kafamda oturttum gibi. Öyle ki daha 15. sayfada “bu adam kafasına sıkar,, öyle bir atmosfer ki ben olsam ben de sıkardım” dedirtti bana.
Kaçırdığımı düşündüğüm veya algılayamayıp oturtamadığımı düşündüğüm sayfalar oldu, bundan dolayı ileriki zamanlarda bi re-read atacağım çünkü anlaşılması gereken daha çok fikir olduğunu düşündüğüm bir kitap gibi geliyor bana.
6,5'dan 7 veriyorum. İyi bir tecrübeydi.
Vaka analizleriyle kuramların açıklanması çok iyi, kitapta öğrencilerin vakasına da yer verilmesi yazarın öğreticilik rolünü önemsediğini gösteriyor tavsiye ederim