Orta seçenek yoktu. Kurtuluş yok, tarafsızlık yoktu. Ya biri ya da öbürüydü. Hep öyle olmuştu. Bu savaşın pek çok simgesi vardı ama adı ve ifadesi yoktu.
Her zaman bir Tanrı, bir de şeytan vardı. İnsanlar şeytanın biçimi konusunda yanılmışlardı, o kadar. Tek başına, iri yarı bir şey değildi şeytan. Kalabalıktı, sümüklüydü, ufacıktı.
Bilinçten ve amaçtan yoksundu Dominique. Bu yolculuğun sonunda bir şey beklemiyordu. Yalnızca yolculuğun kendisi önemliydi. Hareket ve o hareketin çevresini saran madeni ses. Kendini içi boşalmış gibi hissediyordu. Acısız bir düzlemde kimliği de yok oluyordu.