Ayn Rand

Ayn Rand

8.9/10
248 Kişi
·
527
Okunma
·
127
Beğeni
·
7.081
Gösterim
Adı:
Ayn Rand
Unvan:
Amerikalı romancı, filozof, oyun yazarı, senarist
Doğum:
Rusya, 2 Şubat 1905
Ölüm:
New York, ABD, 6 Mart 1982
Ayn Rand (2 Şubat 1905 – 6 Mart 1982, ilk adı Alisa Zinovyevna Rosenbaum), kurduğu objektivizm felsefesi ve yazdığı Yaşamak İstiyorum (We the Living), Ben (Anthem), Hayatın Kaynağı (The Fountainhead) ve Atlas Silkindi (Atlas Shrugged) kitapları ve objektivizm felsefesiyle tanınan düşünür-yazar.

Felsefesi ve kitapları kendi bireycilik, rasyonel bencillik ve kapitalizm mefhumlarını vurgular. Devletin özgür bir toplumda yasal ama minimal bir role sahip olduğuna inanan Rand, sıkı bir minarşisttir. Liberteryenler ve Amerikalı muhafazakarlar arasında önemli bir etkisi olmuştur.

Romanları kendisine özgü oluşturduğu bir kahramanın tanıtımını merkez alır, Kahraman kendi yeteneği özgünlüğü ve bağımsızlığı yüzünden toplumla çatışır, ama bu çatışmalar onun hataları yüzünden değil, rasyonel davrandığı ve yürekten gelen bir şekilde kendi çıkarı için çalıştığı için olur. Rand'a göre rasyonel düşünen akıllar için çatışma söz konusu değildir. Kahraman yine de idealleri doğrultusunda devam eder. Rand bu kahramanı ideal insan olarak görür ve literatürünün bu tip insanlar için bir tanıtım yeri olmasını amaç edinir.

O'na göre,

İnsan değerlerini ve hareketlerini mantık kullanarak seçmelidir,

Bireylerin kendilerini başkaları için feda etmeden ve aynısını başkalarından beklemeden kendi amaçları için yaşamaya hakları vardır,

Kimsenin bir başkasının haklarına güç kullanarak tecavüz etmeye ya da güç kullanarak ona kendi fikirlerini empoze etmeye hakkı yoktur.


Biyografisi
Gençlik yılları

Ayn Rand Rusya'da Saint Petersburg'da doğdu. Yahudi bir ailenin üç kızının en büyüğü idi. Ailesi agnostik ve dine karşı ilgisizdi. Küçük yaşlarından itibaren edebiyat ve sinemaya ilgi duydu. Yedi yaşındayken hikâyeler ve oyunlar yazmaya başladı. Annesi ona Fransızca öğretme görevini üstlendi ve çocuklar için hikâyelerin bulunduğu bir dergiye abone oldu. Bu dergilerde Rand ilk çocukluk kahramanını buldu: Rudyard Kipling tarzı bir hikâye olan Gizemli Vadi'de yerli bir subay, Cyrus Paltons.

Gençlik yılları boyunca Sir Walter Scott, Alexandre Dumas ve diğer romantik yazarların kitaplarını okudu ve genel olarak romantizm akımına karşı tutkulu bir sevgi besledi. 13 yaşında Victor Hugo'yu keşfetti ve romanlarına aşık oldu. Sonraki yıllarda Rand onu en sevdiği, dünya edebiyatının en büyük roman yazarı olarak adlandırmıştır.

Petrograt Üniversitesi'nde felsefe ve tarih okudu. Üniversite yıllarında yaptığı en büyük keşifler Edmond Rostand, Friedrich Schiller ve Fyodor Dostoyevski oldu. Rostand'a zengin, romantik hayal gücü, Schiller'e de büyük, kahramansı etkisi yüzünden hayranlık besledi. Dostoevsky'e kurduğu drama ve yaptığı derin ahlaki analizler yüzünden hayrandı, ama felsefesine ve hayat anlayışına derinden karşıydı.

Kısa öyküler ve oyunlar yazmaya devam etti, ve yoğun bir şekilde anti-sovyet fikirler içeren düzensiz bir günlük tuttu. Nietzsche ile de tanıştı, Zerdüşt Böyle Diyordu'daki kahramanca ve özgür adamı yüceltişini beğendi, ama aynı zamanda felsefesine romanlarının önsöz kısmında haşince eleştirecek kadar karşı oldu.

Rand'ı açık ara en çok etkileyen isim özellike Mantık adlı eseriyle Aristoteles'tir, onu gelmiş geçmiş en büyük filozof olarak gördü ve sonradan etkilendiği tek filozof olduğunu söyledi.

Sonradan 1924'te devlet sinema sanatları enstitüsüne girdi ama 1925'te kendisine Amerika'daki akrabalarını ziyaret etmek için bir vize verildi. Şubat 1926'da 21 yaşında ABD'ye geldi ve akrabalarıyla Chicago'da geçirdiği kısa bir süreden sonra bir daha hiçbir zaman Sovyetler Birliği'ne geri dönmemeye karar verdi. Senarist olma hayali ile Hollywoodyollarına düştü.

Sonradan ismini Ayn Rand olarak değiştirdi. İsmini Remington Rand daktilosundan aldığına dair bir rivayet vardır ama o Ayn Rand ismini daktilo piyasaya çıkmadan önce kullanmaya başlamıştır. Ayn adını Finlandiyalı bir yazardan etkilenip aldığını söylemiştir. Bu Finlandiya-Estonyalı bir yazar olan Aino Kallas olabilir, ama Fince konuşulan ülkelerde bu isme ve varyasyonlarına sıklıkla rastlandığı için kesin olarak bilinmiyor.

Önemli eserleri

Başlangıçta Hollywood'da bocaladı ve basit ihtiyaçlarını karşılayabilmek için tuhaf işlere girdi. Ek olarak Cecil B. DeMille'in King of Kings'inde çalışırken gözüne çarpan hırslı, genç bir aktörle tanıştı, Frank O'Connor. İkisi 1929 yılında evlendiler. 1931 yılında Rand Amerikan vatandaşlığına kabul edildi.

Edebi ilk başarısını 1932 yılında Red Pawn adlı senaryosunu Universal stüdyolarına satarak yakaladı. Ardından 1934'te 16 Ocak Gecesi (Night of January 16th) adlı eserini yayımladı ve bu eser büyük ölçüde başarılı oldu. Sonra 1936'da Yaşamak İstiyorum (We the Living), 1938'de de Ben (Anthem) adlı romanlarını yazdı.

Yaşamak İstiyorum Amerikalı eleştirmenlerden orta, İngiltere'de ise iyi bir tepki aldı, ama Anthem tuhaf yayımlanma hikâyesi yüzünden sadece İngilterede ama önemli bir beğeni kazandı. Rand Amerikayı o yıllarda etkisine alan kızıl dönem'e (the red decade) son derece karşıydı ve aslında Anthem Amerikada yayıncı bile bulamadı, ilk baskısı İngiltere'de yapılmıştır. Bunun yanında, Rand hala edebi üslunu tam olarak geliştirememişti ve romanları hala gelişmesini tamamlamamıştı.

Roma'daki Scalara film şirketi tarafından 1942'de Ayn Rand'ın haberi olmadan Yaşamak İstiyorum kitabı üzerine 2 film yapıldı: Noi vivi veAddio, Kira. Benito Mussolini yönetimindeki İtalyan hükümeti ikisini de sansürledi fakat anti-sovyet içeriği yüzünden yayınlanmasına izin verdi. Filmler başarı kazandı ve halk çabucak filmlerin komünizm'e olduğu kadar faşizm'e de karşı olduğunu anladı, kısa süre sonra da hükümet yasaklamaya karar verdi. Sonradan filmler elden geçirildi ve Rand'ın onayı ile We the Living adı ile 1986 yılında yayınlandı.

Rand'ın profesyonel anlamda ilk büyük başarısı yazımı 7 sene süren ve 1943 yılında yayınlanan Hayatın Kaynağı (The Fountainhead) romanı oldu. Roman 12 yayıncı firma tarafından "fazla entelektüel ve Amerikan düşünce tarzına karşı" olması gerekçesiyle geri çevrildi, "bu kitabı okuyacak bir kitle yok" 'tu. Sonunda kitap Archibald Ogden'in kitabı beğenmesi ve editörlük kurulunda kabul ettirmesi sayesindeBobbs-Merrill Company yayınevi tarafından basıldı. İlk zorluklara rağmen Hayatın Kaynağı dünya çapında bir başarıya kavuşarak Ayn Rand'a ün ve ekonomik rahatlama getirdi.

Hayatın Kaynağı'nın teması "insanın ruhundaki bireycilik ve kollektivistlik"tir. Beş ana karakteri konu alır. Başkahraman Howard Roark, Rand'ın idealidir, yüce ruhlu, kendi fikirlerine ve ideallerine güçlü biçimde bağlı, hiçkimsenin bir başkasının tarzını herhangi bir alanda, özellikte mimaride kopya etmemesi gerektiğini düşünen bir mimar. Romandaki diğer tüm karakterler yoğunluğu değişmekle birlikte ondan değerlerinden feragat etmesini talep ederler ama o kararlılığını muhafaza eder. Roark'ın ilginç bir başka yönü de, bu savaşını alışılagelmiş diğer kahramanlar gibi özgünlüğü ve dünyanın adaletsizliği ile ilgili uzun ve tutkulu monologlara girerek değil, aksine kibirli, neredeyse küçümseyici bir suskunluk ve birkaç küçük söz ile yapar.

Rand'ın "magnum opus"u, en büyük eseri Atlas Vazgeçti'dir. (Atlas Shrugged) 1957 yılında yayımlanmış ve dünya çapında bir bestseller olmuştur. (Kitabın adının Türkçe karşılığı "Atlas Silkindi"'dir. Dünyayı sırtında taşıyan Atlas'ın artık vazgeçtiğine yapılan bir göndermedir. Türkçe çevirisinde "Atlas Vazgeçti" ismi kullanılmıştır.) Atlas Vazgeçti, Ayn Rand'ın objektivist felsefesini en iyi ve bütün şekilde anlattığı romanıdır. Kitapta yer alan şu sözleri düşüncesini özetler:

"Benim felsefem, özünde, hayattaki ahlaki amacı kendi mutluluğu olan, varlığının yegane amacı ve en yüce eseri olarak yaratıcı üretkenliğini gören kahramansı bir varlık, bir insan konseptidir."

Atlas Vazgeçti'nin ana teması "insan aklının toplumdaki rolü" dür. Rand sanayiciyi tüm toplumlardaki en değerli organ olarak görür ve sanayicilere karşı duyulan genel kızgınlığı son derece sert bir biçimde eleştirir. Bu duyguları onu Amerikalı sanayicilerin greve gittiği ve dağlık bir alanda saklanmayı seçtiği bir roman yazmaya iter. Toplumun sömürücü olarak gördüğü, aşağıladığı ve suçladığı bu idealist, yaratıcı insanların kaçmasıyla Amerikan toplumu ve ekonomisi genel anlamda çöküşe girer. Hükümet sanayi üzerindeki zaten boğucu olan kontrollerini artırarak tepki gösterir. Roman her ne kadar politik bir temayı merkez almışsa da seks, müzik, tıp ve insan yetenekleri gibi birçok farklı ve kompleks meseleyi irdeler.

Nathaniel Branden, karısı Barbara, Alan Greenspan ve Leonard Peikoff gibi başkaları ile birlikte Ayn Rand, Felsefesini tanıtmak ve yaymak üzere objektivist hareketi başlatır.

Objektivist Hareket

1950'de Rand New York'a taşındı ve 1951'de 19 yaşında genç bir psikoloji öğrencisi olan Nathaniel Branden ile tanıştı. 14 yaşındayken Hayatın Kaynağı'nı okuyan Branden Rand'ın açığa çıkan objektivist felsefesini kendisiyle tartışmaktan zevk alıyordu. Branden ve bazı arkadaşları ile birlikte bir grup oluşturdular ve ileride Birleşik Devletler Merkez Bankası başkanı olacak Alan Greenspan'ın da katılımından faydalandılar. Yıllar sonra her ikisi de evli olmasına rağmen Rand ve Branden'ın arkadaşlıkları romantik bir ilişkiye dönüştü. Eşleri tarafından kabullenilmesine rağmen bu ilişki Branden'ın önce eşinden ayrılmasına sonra da boşanmalarına sebep oldu. 60 ve 70'li yıllarda Rand objektivist felsefeyi kitaplarıyla ve çeşitli üniversitelerde yaptığı konuşmalarla geliştirip yaydı. Konuşmalarının çoğunu Nathaniel Branden'ın felsefeyi yaymak için kurduğu Nathaniel Branden Estitüsü'nde (NBI) yaptı.

1968'de Karmaşık bir dizi ayrılma-birleşmeden ve Nathaniel Branden'ın Patrecia Scott ile olan ilişkisini öğrendikten sonra hem kendisi, hem de karısı Barbara Branden ile olan münasebetini kesin bir şekilde bitirdi. (Bu ilişki Rand-Branden ilişkisiyle çakışmamıştır.) Rand NBI ile ilişkisini bitirdi ve "The Objektivist" dergisinde yayınladığı bir mektupla Branden ile olan ayrılıklarını duyurdu. Birdaha biraraya gelmediler ve Branden objektivist harekette bir "persona non grata" oldu.

Sonradan başka ayrılıkların ve kocasının 1979'daki ölümünün de etkisiyle objektivist harekete yönelik aktiviteleri azaldı. Son projelerinden biri Atlas Vazgeçti'nin bir televizyon uyarlamasıydı.

Rand yakalandığı kanser hastalığını yendikten sonra 6 Mart 1982'de kalp krizinden öldü. Mezarı Valhalla, New York'takiKensico mezarlığı'ndadır.
Hile yapan, yalan söyleyen, ama görünüşte saygınmış gibi davranan adam. O aslında kendisinin namussuz olduğunu biliyor, ama başkaları onu namuslu sandığı için, çevreden bir saygı topluyor, oradan kendine elden düşme bir öz saygı çıkarıyor.
Ayn Rand
Sayfa 768 - Plato - 4. Baskı - 2005
Değişim evrenin birinci ilkesidir. her şey değişir. Mevsimler de, yapraklar da, çiçekler de, kuşlar da, ahlak anlayışları da, insanlar da, binalar da. Diyalektik süreç bu...
Ayn Rand
Sayfa 719 - Plato - 4. Baskı - 2005
Kulağa garip gelse bile, kişinin insan kardeşlerine tümüyle çıkarsız bir ilgi duyması mümkündür...
Ayn Rand
Sayfa 284 - Plato - 4. Baskı - 2005
Artık, insanlar arasından arkadaşlar seçeceğim. Ama arkadaşlar, köleler veya efendiler değil. Sevgimin temeli olan hürmetle bağlanacağız birbirimize, mecburiyetle değil. Gönlümün istemediğini yapmayacağım. Gönlümün istediğini seçeceğim ve seçtiklerimi sevip onlara hürmet etmesini bileceğim. Onların ne esiri ne de hakimi olacağım. Onlara ne emredeceğim ne de itaat... Onlarla istediğim zaman, daha doğrusu karşılıklı arzularımız mevcut olduğu zaman ve arzularımızın devamı süresince; el sıkışacağız, el ele tutuşacağız, sevişeceğiz. Karşılıklı arzularımız mevcut olduğu zaman ve arzularımızın devamı süresince yan yana ve yalnız olacağız. İnanıyorum ki herkes ruhunun tapınağında yalnızdır ve yalnız olmalı, yalnız bırakılmalıdır. Bırakın herkesin içindeki bu mabet dokunulmamış, lekelenmemiş olarak kalsın. Bırakın insanlar istedikleri elleri, istedikleri sevgi ve şiddetle sıksınlar. İnsanların mukaddes mabetlerinin kutsal eşiğinden içeri, onlara rağmen adım atmayın...
" Sevgili oğlum , kim yaptıracak sana o binaları ?"
" Mesele orada değil. Mesele, beni kimin engelleyeceğinde ."
Bizim irademiz, benimsenmeyenlerin, unutulanların, baskı altında kalanların iradesi, ortak bir inanç ve ortak bir amaçla bizi birbirimize sağlam bir kaya gibi kaynaştıracak
Ayn Rand
Sayfa 126 - Plato - 4. Baskı - 2005
Genelde olayların başıma gelmesine izin vermem. Bu sefer bir hata yaptım. Beni kovmanızı beklememeliydim. Kendim çekip gitmeliydim. Hemde çoktan...
"Bana sormakla. Herhangi bir kimseye sormakla. İşinle ilgili konuları asla başkalarına sormayacaksın. Ne istediğini kendin bilmiyor musun? Nasıl dayanabiliyorsun bilmemeye?"
Ayn Rand
Sayfa 29 - Plato Yayınları
- sizinki acı çekme
+ acı çekme mi? Bunu belli ettiğimin farkında değildim.
- belli etmediniz. Ben de bunu demek istiyorum. Mutlu bir insan, acıya karşı asla bu kadar bağışık olamaz.
"Ben insanlarla mücadele etmek istemiyorum. Beni yalnız bırakmalarını istiyorum. Yaşamak istiyorum."
Ayn Rand
Sayfa 110 - Plato Yayınları
Bu benim en zor ve en keyifli yazılarımdan biri olacak diye tahmin ediyorum. Kitabı ilk bitirdiğimde, iki gün önce, o kadar heyecan doluydum ki milyonlarca kelimem var gibiydi. Şimdi ise sakin, dingin bir şekilde kendimi ifade yolları arıyorum.
https://expectokitabum.blogspot.com.tr/...en-keyifli.html#more
Birey olmanın ne demek olduğunu ve önemini Ayn Rand' ın rehberliğinde öğreten. Güç elde etmek için her yolu ve her şeyi mübah görenlere karşı verilen olağan üstü bir mücadele ve sonu zaferle sonuçlanan bir hayat yolu. Bu kitap her eve girse ve okunsa keşke....
kitap uzunca bi kitap 900 küsür sayfalarda bi gün uzunca bir tatile çıkarsam bu kitabı tekrar elime alıp bitene kadar bir daha okumayı düşünüyorum. her okudugunda başka şeyler bulabileceğim kitaplar arşivine attım bile
Kitap Rusya'nın Rus Devrimi döneminde, Lenin'in henüz ölmüş olduğu zamanda geçiyor. Sosyalist ve hatta komünistlik derecesinde bir baskının süregeldiği bu dönemde Kira isimli genç bir kadının etrafında, dünyasında anlatılıyor. Yer yer aşk ya da duygusal gidişler olsa da bu kitap aslında devletin idari politikasının yani komünistliğin halkı, insanlığı nasıl bir zulümle karşıladığından, ele aldığından bahsediyor. Sosyalist hareketlerin esasında halka rahatlık, eşitlik sağladığından ''bahsedip'', gerçekte belirli olan bir üst kesimin rahatını sağladığını son derece yalın anlatıyor. Realist, akıcı ve güzel bir kitaptı.
Atlas Vazgeçti üçlemesi türünün en güzel örneği. John Galt kim ? Baştan sona aslında hepimizin içinde bir John Galt var... Hikayenin içine muhteşem şekilde yerleştirmiş yazar ideolojisini... Sizde John Galt'ı merak ediyorsanız mutlaka okuyun.
Ayn Rand'ın 1943 yılında kaleme aldığı "The Fountainhead" insan egosunu ve idealizm olgusunu inceleyen kült bir eser...

Bir mimar olarak mesleğinde oldukça başarılı olmasına rağmen, dönemin tarzını yansıtan eserler yaratmayı reddeden Howard Roark aynı nedenle son senesinde okuldan atılırken, Howard'ın özgünlüğüne her zaman gıpta etmiş okul arkadaşı Peter Keating oldukça ünlü bir mimarlık firması olan Francon & Heyer'da çalışmaya başlar. Howard ise farklı tasarımlarıyla bir dönem oldukça tutulmuş olan ancak özgünlüğünden vazgeçmediği için yok olmaya yüz tutmuş bir mimar olan Cameron'un yanında çalışmaya başlar. Tahmin edilebileceği üzere Peter'ın ünü ve zenginliği her geçen gün artarken, Howard ancak kendi tarzını kabullenebilecek birilerini bulmakta zorlandığı için maddi sıkıntılar içindedir. Bu sırada Howard ile Francon mimarlık firmasının sahibinin kızı Dominique birbirlerine aşık olurlar fakat bu durumu göz önünde yaşamaktan kaçınırlar.

Ünlü bir mimari eleştirmeni ve sosyalist Ellsworth Toohey ise Roark’un özgün yeteneğini ve başına buyruk tavrını çok önemli bir tehlike olarak görüp onu yok etmeye çabalamaktadır, bu amaçla bir müşterisini yapılacak dini bir tapınağın mimarı olarak Roark’u seçmeye ikna eder ve tapınak bittiğinde de tapınağın din ve insanlığa karşı bir küfür şeklinde algılanması gerekliliğini toplumda yayarak Roark’un dava edilmesine neden olur.. Roark’un duruşmasında Dominique dışında herkes tapınağı ortodoks ve yasal olmamakla suçlar. Karşı tarafın duruşmayı kazanmasıyla Roark tekrardan işini kaybetmiş olur. Roark’u arzu ettiği için kendisini cezalandırmak isteyen Dominique, Peter Keating ile evlenir.

Wynand gazetelerinin sahibi, idealizmini kaybetmiş Gail Wynand reddedemeyeceği bir teklifle Keating'den Dominique'ı resmen 'satın alır'. Dominique zaten Howard'la olamadığı için kendine acı çektirmenin tüm yollarını denemektedir.

Wynand, Cortland Halk Evi projesi için Howard'dan yardım ister, Howard ise projesine bitene kadar kesinlikle karışılmaması şartıyla kabul eder ancak söz verildiği şekilde olmaz, planlar değiştirilir. Roark kendi planına göre yapılmamış binayı havaya uçurur ve polise teslim olur. Wynand daima hayranlık duyduğu Roark'ı kurtarabilmek adına gazetesinde ilk kez halkın değil, kendi sesi olur; Roark’u savunan yazılar yayınlatır. Bunun sonucunda gazetenin satışları düşer, grev başlar.

Duruşma Roark’un kötü sonu gibi görünse de bencillik erdemi ve kendine karşı dürüst kalma ihtiyacından uzun bir şekilde bahsederek jürinin dikkatini toplamıştır. Sonuç itibariyle de jüri onu suçsuz bulur.

"Hayatın Kaynağı", bir çok karakteri tüm özellikleriyle çok ayrıntılı şekilde ortaya koyarken, günümüzde karşımıza çıkan tüm insan profillerini çeşitli gruplar altında toplamayı başarabilmiş bir roman. Şüphesiz en etkileyici karakter olan Howard Roark, yaşadığı dönemde hiç tutulmamasına rağmen mesleğinde asla kendi tarzı dışına çıkmayan bir mimar olarak; yalnızca kendi prensipleri ve değerleri için yaşayan, bunları kaybetmemek adına tüm zevk ve çıkar unsurlarından vazgeçebilecek idealist insan profilini oluşturuyor. Bu uğurda "Hayır" diyebilmenin önemini vurguluyor.

Gerçek bir baş yapıt, olağanüstü bir eser...
975 sayfalık bu kitabı okumaya başlarken, kişisel gelişim bazlı bir içeriğe sahip olduğu yönünde bir öngörüm vardı. Ancak, sayfalar ilerledikçe yanıldığımı anladım. Kitap, fırsatçı, başkalarının sırtından var olmaya çalışan , özgünlüğe yaşam hakkı tanımayan düşüncenin temsilcileriyle; teslim olmayan, sadece üretmeyi düşünen , yaratıcı düşüncenin temsilcilerinin amansız mücadelesini anlatmaktadır. Yazarın anlatım becerisi, kitabı çok akıcı kılmış. Ayrıca, kitabın güçlü bir felsefi dayanağı var.
https://youtu.be/8LHWyBVZ8ak
inceleme videosu için tıklayınn
.
Keşke daha erken karşıma çıksaydı dediğim ilk kitap. Lise yada üniversite yıllarında okumuş olsaydım keşke. Ayn Rand’ın Objektivizm felsefesini işlediği, 5 ana karakter ve yan karakterler arasında kurguladığı efsane eser.
Okurken birçok alıntısını paylaştım. Altını çizemediğim için renkli pinleri o yüzden kullandım.
Sayfalarını iştahla çevirdiğim ve gerçekten hayatı sorgulatan, farkındalık seviyemi yukarılara çeken bir kitap oldu.
Hayranlık ve öğrenme hevesiyle okuduğum karakter tabii ki Mimar Howard Roark. Zaten yaratma ve üretme kavramları onun üzerinden işleniyor.
“Yaratıcının temel ihtiyacı bağımsızlıktır. Mantık yürüten zihin, herhangi bir türlü zorlama karşısında çalışamaz. Kısıtlanamaz, feda edilemez, başka amaç ve düşüncelere boyun eğemez. Gerek işlerlikte, gerekse amaçta, tam bir bağımsızlık ister. Bir yaratıcı için insanlarla olan ilişkilerin tümü ikinci plandadır.”
Kesinlikle okumanızı tavsiye ederim.
1200 sayfalık bir roman ! Bu kitabın bende enteresan bir hikayesi vardır. Bozcaada da plajda tek başıma kitabı okurken bir ara serinlemek için denize girdim . İkiyüz metre açılmıştım ki adamın birinin cüzdanımın bulunduğu çantama doğru geldiğini gördüm ve birşeyler yapmaya başladı.
Ben bağırmaya başlayınca ,uzaktan kitabı havaya kaldırarak bunu ne olduğunu merak etmiştim diye işaret etti.
Evet dış görünüşü gerçekten ürkütücü büyüklükte hatta bir tuğladan daha büyük ayrıca okumak bayağı zaman alıyor.

Daha önce "Hayatın Kaynağı"veya" İhtiyacımız Olan Felsefe"
adlı Ayn Rand romanlarının birinin incelemesinde Rand'ın hayatıdan bahsetmiştim.
Ayn Rand bolşevik isyanı sonrası koministlerle birlikte çalışmak ister, fakat kendisi aristokrat bir aileden olduğu için önüne sürekli zorluklar çıkarırlar. Ve çalışmasına izin vermezler. Bazı bireysel becerilere sahip olan ve bunları topluluğun yarına kulanmak isteyen Rand ,hiçbir beceriye sahip olmayan ve ona mani olan bu insanlardan nefret eder.
Ben şunu yapıyorum diyemeyen topluma yararı olmayan ancak "biz" kelimesine sığınan insanlardan kaçar.(Rusya dan)
Rand bu kitabında , kendi hayatının küçük bir bölümünde gerçekleşen bu olayı ,farklı felsefeleri bize Amerika Birleşik Devletler'inde yaşanan bir olay olarak sunuyor.
Ve, yine beyaz diyor ,siyah diyor ama aklına gri gelmiyor.

Kabaca konuya değinecek olursak :
Kitabın ilk bölümünde ,insanlık adına müthiş buluşlar yapan, toplumda sivrilmiş kişilerin, işlerinin ellerinden alınmaması için verdiği mücadeleyi görüyoruz .
Daha sonra ise hepsinin birer birer gizemli bir biçimde ortadan kaybolmaları konuyu daha da ilginç bir hale sokuyor .
Bir arkadaşımın önerisiyle okumaya başlamıştım.Pişman da olmadım.Âsilere mutlu son yazan yazarlara bayılıyorum yav:) Ama tabi geminin denizde yalpalaması forvet oyuncusunun sahada koşması gibi sevgili yan rol kızımızında dengesizliği beni benden aldı .Ayn Rand'a burdan iki çift lafım var sen de bir kadınsın azcık bizi istikrarlı gösterir misin lütfen Tabi kitap roman olarak okunmaktan çok bir fikir kitabı olarak okunmayı hakediyor.Ama yapacak bir şey yok cinsiyetten olsa gerek hep kitaplardaki kadın karakterler ilgimi çekiyor.Yine özgünlüğüyle başımızı döndüren sonunda muhteşem eserleriyle sevindiren kahramanlara selam olsun diyor sözü uzatmıyorum.Ve herkes okumasın şu kitabı bazı kitaplar bize özel kalsın deyip tekelime alıyorum efenim

Yazarın biyografisi

Adı:
Ayn Rand
Unvan:
Amerikalı romancı, filozof, oyun yazarı, senarist
Doğum:
Rusya, 2 Şubat 1905
Ölüm:
New York, ABD, 6 Mart 1982
Ayn Rand (2 Şubat 1905 – 6 Mart 1982, ilk adı Alisa Zinovyevna Rosenbaum), kurduğu objektivizm felsefesi ve yazdığı Yaşamak İstiyorum (We the Living), Ben (Anthem), Hayatın Kaynağı (The Fountainhead) ve Atlas Silkindi (Atlas Shrugged) kitapları ve objektivizm felsefesiyle tanınan düşünür-yazar.

Felsefesi ve kitapları kendi bireycilik, rasyonel bencillik ve kapitalizm mefhumlarını vurgular. Devletin özgür bir toplumda yasal ama minimal bir role sahip olduğuna inanan Rand, sıkı bir minarşisttir. Liberteryenler ve Amerikalı muhafazakarlar arasında önemli bir etkisi olmuştur.

Romanları kendisine özgü oluşturduğu bir kahramanın tanıtımını merkez alır, Kahraman kendi yeteneği özgünlüğü ve bağımsızlığı yüzünden toplumla çatışır, ama bu çatışmalar onun hataları yüzünden değil, rasyonel davrandığı ve yürekten gelen bir şekilde kendi çıkarı için çalıştığı için olur. Rand'a göre rasyonel düşünen akıllar için çatışma söz konusu değildir. Kahraman yine de idealleri doğrultusunda devam eder. Rand bu kahramanı ideal insan olarak görür ve literatürünün bu tip insanlar için bir tanıtım yeri olmasını amaç edinir.

O'na göre,

İnsan değerlerini ve hareketlerini mantık kullanarak seçmelidir,

Bireylerin kendilerini başkaları için feda etmeden ve aynısını başkalarından beklemeden kendi amaçları için yaşamaya hakları vardır,

Kimsenin bir başkasının haklarına güç kullanarak tecavüz etmeye ya da güç kullanarak ona kendi fikirlerini empoze etmeye hakkı yoktur.


Biyografisi
Gençlik yılları

Ayn Rand Rusya'da Saint Petersburg'da doğdu. Yahudi bir ailenin üç kızının en büyüğü idi. Ailesi agnostik ve dine karşı ilgisizdi. Küçük yaşlarından itibaren edebiyat ve sinemaya ilgi duydu. Yedi yaşındayken hikâyeler ve oyunlar yazmaya başladı. Annesi ona Fransızca öğretme görevini üstlendi ve çocuklar için hikâyelerin bulunduğu bir dergiye abone oldu. Bu dergilerde Rand ilk çocukluk kahramanını buldu: Rudyard Kipling tarzı bir hikâye olan Gizemli Vadi'de yerli bir subay, Cyrus Paltons.

Gençlik yılları boyunca Sir Walter Scott, Alexandre Dumas ve diğer romantik yazarların kitaplarını okudu ve genel olarak romantizm akımına karşı tutkulu bir sevgi besledi. 13 yaşında Victor Hugo'yu keşfetti ve romanlarına aşık oldu. Sonraki yıllarda Rand onu en sevdiği, dünya edebiyatının en büyük roman yazarı olarak adlandırmıştır.

Petrograt Üniversitesi'nde felsefe ve tarih okudu. Üniversite yıllarında yaptığı en büyük keşifler Edmond Rostand, Friedrich Schiller ve Fyodor Dostoyevski oldu. Rostand'a zengin, romantik hayal gücü, Schiller'e de büyük, kahramansı etkisi yüzünden hayranlık besledi. Dostoevsky'e kurduğu drama ve yaptığı derin ahlaki analizler yüzünden hayrandı, ama felsefesine ve hayat anlayışına derinden karşıydı.

Kısa öyküler ve oyunlar yazmaya devam etti, ve yoğun bir şekilde anti-sovyet fikirler içeren düzensiz bir günlük tuttu. Nietzsche ile de tanıştı, Zerdüşt Böyle Diyordu'daki kahramanca ve özgür adamı yüceltişini beğendi, ama aynı zamanda felsefesine romanlarının önsöz kısmında haşince eleştirecek kadar karşı oldu.

Rand'ı açık ara en çok etkileyen isim özellike Mantık adlı eseriyle Aristoteles'tir, onu gelmiş geçmiş en büyük filozof olarak gördü ve sonradan etkilendiği tek filozof olduğunu söyledi.

Sonradan 1924'te devlet sinema sanatları enstitüsüne girdi ama 1925'te kendisine Amerika'daki akrabalarını ziyaret etmek için bir vize verildi. Şubat 1926'da 21 yaşında ABD'ye geldi ve akrabalarıyla Chicago'da geçirdiği kısa bir süreden sonra bir daha hiçbir zaman Sovyetler Birliği'ne geri dönmemeye karar verdi. Senarist olma hayali ile Hollywoodyollarına düştü.

Sonradan ismini Ayn Rand olarak değiştirdi. İsmini Remington Rand daktilosundan aldığına dair bir rivayet vardır ama o Ayn Rand ismini daktilo piyasaya çıkmadan önce kullanmaya başlamıştır. Ayn adını Finlandiyalı bir yazardan etkilenip aldığını söylemiştir. Bu Finlandiya-Estonyalı bir yazar olan Aino Kallas olabilir, ama Fince konuşulan ülkelerde bu isme ve varyasyonlarına sıklıkla rastlandığı için kesin olarak bilinmiyor.

Önemli eserleri

Başlangıçta Hollywood'da bocaladı ve basit ihtiyaçlarını karşılayabilmek için tuhaf işlere girdi. Ek olarak Cecil B. DeMille'in King of Kings'inde çalışırken gözüne çarpan hırslı, genç bir aktörle tanıştı, Frank O'Connor. İkisi 1929 yılında evlendiler. 1931 yılında Rand Amerikan vatandaşlığına kabul edildi.

Edebi ilk başarısını 1932 yılında Red Pawn adlı senaryosunu Universal stüdyolarına satarak yakaladı. Ardından 1934'te 16 Ocak Gecesi (Night of January 16th) adlı eserini yayımladı ve bu eser büyük ölçüde başarılı oldu. Sonra 1936'da Yaşamak İstiyorum (We the Living), 1938'de de Ben (Anthem) adlı romanlarını yazdı.

Yaşamak İstiyorum Amerikalı eleştirmenlerden orta, İngiltere'de ise iyi bir tepki aldı, ama Anthem tuhaf yayımlanma hikâyesi yüzünden sadece İngilterede ama önemli bir beğeni kazandı. Rand Amerikayı o yıllarda etkisine alan kızıl dönem'e (the red decade) son derece karşıydı ve aslında Anthem Amerikada yayıncı bile bulamadı, ilk baskısı İngiltere'de yapılmıştır. Bunun yanında, Rand hala edebi üslunu tam olarak geliştirememişti ve romanları hala gelişmesini tamamlamamıştı.

Roma'daki Scalara film şirketi tarafından 1942'de Ayn Rand'ın haberi olmadan Yaşamak İstiyorum kitabı üzerine 2 film yapıldı: Noi vivi veAddio, Kira. Benito Mussolini yönetimindeki İtalyan hükümeti ikisini de sansürledi fakat anti-sovyet içeriği yüzünden yayınlanmasına izin verdi. Filmler başarı kazandı ve halk çabucak filmlerin komünizm'e olduğu kadar faşizm'e de karşı olduğunu anladı, kısa süre sonra da hükümet yasaklamaya karar verdi. Sonradan filmler elden geçirildi ve Rand'ın onayı ile We the Living adı ile 1986 yılında yayınlandı.

Rand'ın profesyonel anlamda ilk büyük başarısı yazımı 7 sene süren ve 1943 yılında yayınlanan Hayatın Kaynağı (The Fountainhead) romanı oldu. Roman 12 yayıncı firma tarafından "fazla entelektüel ve Amerikan düşünce tarzına karşı" olması gerekçesiyle geri çevrildi, "bu kitabı okuyacak bir kitle yok" 'tu. Sonunda kitap Archibald Ogden'in kitabı beğenmesi ve editörlük kurulunda kabul ettirmesi sayesindeBobbs-Merrill Company yayınevi tarafından basıldı. İlk zorluklara rağmen Hayatın Kaynağı dünya çapında bir başarıya kavuşarak Ayn Rand'a ün ve ekonomik rahatlama getirdi.

Hayatın Kaynağı'nın teması "insanın ruhundaki bireycilik ve kollektivistlik"tir. Beş ana karakteri konu alır. Başkahraman Howard Roark, Rand'ın idealidir, yüce ruhlu, kendi fikirlerine ve ideallerine güçlü biçimde bağlı, hiçkimsenin bir başkasının tarzını herhangi bir alanda, özellikte mimaride kopya etmemesi gerektiğini düşünen bir mimar. Romandaki diğer tüm karakterler yoğunluğu değişmekle birlikte ondan değerlerinden feragat etmesini talep ederler ama o kararlılığını muhafaza eder. Roark'ın ilginç bir başka yönü de, bu savaşını alışılagelmiş diğer kahramanlar gibi özgünlüğü ve dünyanın adaletsizliği ile ilgili uzun ve tutkulu monologlara girerek değil, aksine kibirli, neredeyse küçümseyici bir suskunluk ve birkaç küçük söz ile yapar.

Rand'ın "magnum opus"u, en büyük eseri Atlas Vazgeçti'dir. (Atlas Shrugged) 1957 yılında yayımlanmış ve dünya çapında bir bestseller olmuştur. (Kitabın adının Türkçe karşılığı "Atlas Silkindi"'dir. Dünyayı sırtında taşıyan Atlas'ın artık vazgeçtiğine yapılan bir göndermedir. Türkçe çevirisinde "Atlas Vazgeçti" ismi kullanılmıştır.) Atlas Vazgeçti, Ayn Rand'ın objektivist felsefesini en iyi ve bütün şekilde anlattığı romanıdır. Kitapta yer alan şu sözleri düşüncesini özetler:

"Benim felsefem, özünde, hayattaki ahlaki amacı kendi mutluluğu olan, varlığının yegane amacı ve en yüce eseri olarak yaratıcı üretkenliğini gören kahramansı bir varlık, bir insan konseptidir."

Atlas Vazgeçti'nin ana teması "insan aklının toplumdaki rolü" dür. Rand sanayiciyi tüm toplumlardaki en değerli organ olarak görür ve sanayicilere karşı duyulan genel kızgınlığı son derece sert bir biçimde eleştirir. Bu duyguları onu Amerikalı sanayicilerin greve gittiği ve dağlık bir alanda saklanmayı seçtiği bir roman yazmaya iter. Toplumun sömürücü olarak gördüğü, aşağıladığı ve suçladığı bu idealist, yaratıcı insanların kaçmasıyla Amerikan toplumu ve ekonomisi genel anlamda çöküşe girer. Hükümet sanayi üzerindeki zaten boğucu olan kontrollerini artırarak tepki gösterir. Roman her ne kadar politik bir temayı merkez almışsa da seks, müzik, tıp ve insan yetenekleri gibi birçok farklı ve kompleks meseleyi irdeler.

Nathaniel Branden, karısı Barbara, Alan Greenspan ve Leonard Peikoff gibi başkaları ile birlikte Ayn Rand, Felsefesini tanıtmak ve yaymak üzere objektivist hareketi başlatır.

Objektivist Hareket

1950'de Rand New York'a taşındı ve 1951'de 19 yaşında genç bir psikoloji öğrencisi olan Nathaniel Branden ile tanıştı. 14 yaşındayken Hayatın Kaynağı'nı okuyan Branden Rand'ın açığa çıkan objektivist felsefesini kendisiyle tartışmaktan zevk alıyordu. Branden ve bazı arkadaşları ile birlikte bir grup oluşturdular ve ileride Birleşik Devletler Merkez Bankası başkanı olacak Alan Greenspan'ın da katılımından faydalandılar. Yıllar sonra her ikisi de evli olmasına rağmen Rand ve Branden'ın arkadaşlıkları romantik bir ilişkiye dönüştü. Eşleri tarafından kabullenilmesine rağmen bu ilişki Branden'ın önce eşinden ayrılmasına sonra da boşanmalarına sebep oldu. 60 ve 70'li yıllarda Rand objektivist felsefeyi kitaplarıyla ve çeşitli üniversitelerde yaptığı konuşmalarla geliştirip yaydı. Konuşmalarının çoğunu Nathaniel Branden'ın felsefeyi yaymak için kurduğu Nathaniel Branden Estitüsü'nde (NBI) yaptı.

1968'de Karmaşık bir dizi ayrılma-birleşmeden ve Nathaniel Branden'ın Patrecia Scott ile olan ilişkisini öğrendikten sonra hem kendisi, hem de karısı Barbara Branden ile olan münasebetini kesin bir şekilde bitirdi. (Bu ilişki Rand-Branden ilişkisiyle çakışmamıştır.) Rand NBI ile ilişkisini bitirdi ve "The Objektivist" dergisinde yayınladığı bir mektupla Branden ile olan ayrılıklarını duyurdu. Birdaha biraraya gelmediler ve Branden objektivist harekette bir "persona non grata" oldu.

Sonradan başka ayrılıkların ve kocasının 1979'daki ölümünün de etkisiyle objektivist harekete yönelik aktiviteleri azaldı. Son projelerinden biri Atlas Vazgeçti'nin bir televizyon uyarlamasıydı.

Rand yakalandığı kanser hastalığını yendikten sonra 6 Mart 1982'de kalp krizinden öldü. Mezarı Valhalla, New York'takiKensico mezarlığı'ndadır.

Yazar istatistikleri

  • 127 okur beğendi.
  • 527 okur okudu.
  • 34 okur okuyor.
  • 920 okur okuyacak.
  • 15 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları