Peri çetinzade

Peri çetinzade
"Yâ Rab belâ-yı aşk ile kıl âşinâ beni Bir dem belâ-yı aşktan etme cüdâ beni." Bir âlimin sohbeti, yaralı kalbleri tedavi eder. Fakat bir arifin sohbeti, ölmüş kalbleri diriltir.
Çukurova denince akla gelen Yaşar Kemal ve İnce Memed. Güneş ayrı doğuyor bu ovaya, başka kavurur Çukurovadakileri. Ve başlar anlatmaya çentik, tarlalarını, pamuğu, Ve ırgatı, usta yazar. Güneş ihtişamı ile duğdu, Boz kıra, aydınlatı toprağı can geldi vadiye, sağa sola koşuşanlar görünmekte ilk işıklarla.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ey taze gün ışığınla aydınlat haneleri. Uyansın bebeler, gecenin yorganını yırtarak ! süt emmeğe kalksınlar. Ey güneş aydınlat emekçiyi, işçiyi, baba ile anneyi, Hakkı bilen ile tastamam hakka riayet edeni uyandır ışığınla Ey taze gün, bırak kalkmasın, emek hırsızı, dalsın gafil uykuya, bırak çalanı çırpanı uyusun kirletmesin tazecik günü, güneşi; bırak hak yiğen zengini, Züppe olanı israf edeni bırak! Mazlumun yüzünü aydınlat, aydınlık bir istikbal sun. Ey yeni gün ve güneş...
Parsel, parsel aydınlanmaya başlayan kara toprak dağ, taş, çamlar, güneşi hep beraber selamlıyor. Merhaba yeni gün; Ak ile kızılın iç, içe girdiği mühteşem güneş! Seni nakş, eden Nakaşa! binler hamt ile, doğuşuna şahid bu gözler. Gögün, bulutun, uçan kuşun yoldaşı ; merhaba binler ham, ile göğümü aydınlatan Rabbimme!..
Konya ovası gecenin karanlığında ıssız, ihtişamlı düzlükleri ile boy verir. Hilal ile süslenmiş gecesi; sesizliğin koynun da sakin melül, bir ezgi tutmuş, rüzgarla fısıldar, gelen geçene. Bitmeyen geniş arazileri ile meyden okur emsallerine, sabrı olmayan bitiremez bu ovayı sakince. Hilal süsler güzel ovayı, geceyi, yolcuyu,garibi, seveni, sevgiliyi..!
Bilinmezliğe yol almak ne garip, ve de acı! Geride kalan çeresiz, özleme mahkum hüzün salgılar bütün vucut. İnceden, inceye incinir. Kalpte derin ayrılığın sızısı kalır..! Yolcu mahzun, yol mahzun;