O kapıdan içeri girerken kafamda kurduğum tahayyül beni vecd ediyordu. Romanlar, şiirler, poetikalar, bildiriler, manifestolar... İçim içime sığmıyor bir an önce hocalarımla tanışmak istiyordum. İşte ilk ders, ilk heyecan. 4 gözle bilim adamını beklerken biz yaşlarda genç birisi girdi sınıfa. kürsiye çıkarak; ''Arkadaşlar hocamız toplantıda olduğundan derse katılamayacak bu sebeple yoklama alınmayacaktır. Gidebilirsiniz!'' dedi. Defterimi, kalemimi çantama koydum. Merdivenlerden aşağıya inerken ''Bilim insanlarıyla ilk kez karşı karşıya geleceğim. O insanlar toplumun önde gelen insanlarıdır. Tabi ki toplantı yapmalılar, hatta biz sınıfta toplantısının bitmesini bile beklemeliyiz.''
diyerek mırıldanıyordum.
Kampüsü keşfetmek üzere yola koyuldum. Kafeler, pastaneler, restoranlar ve lokantalar... Hepsi birbirinden güzel içleri dolu dolu cıvıl cıvıl mekanlardı. Zaman sonra karnım acıktı restoranlardan birine oturup yemek söyledim. Yemeğin gelmesini beklerken insanları intiba ediyordum. Sanki bugün son günmüş ertesi gün yokmuş gibi koşuşturmaca içindelerdi. Birden garson yanıma geldi ''Beyefendi, buraya rektör yardımcısı gelecek sizi şu masaya alabilir miyim?'' dedi. Şaşkın tavırla garsona döndüm ''Ben rektör yardımcısından önce buraya geldim. Niye kalkıyorum?'' dedim. Garsonun kafa göz sallamasından takım elbiselilerin kulağına bir şeyler fısıldamasından anladım ki benim kalkmam gerekiyor. Yavaşça gösterdiği masaya geçtim. Yemeğimi yemeye başladım. Yemeğim bitmeye yakın o garson kalktığım masayı temizliyor, oturduğum sandalyeyi siliyordu. Şaşkınlıkla bu yaşananları izlerken biri omzuma dokunup ''Biz onlar için varız.'' diyerek hemen yanımdan uzaklaştı. VİP araç restoranın önünde durdu. İçinden 4 5 tane takım elbiseli insan indi. Beni kaldırdıkları masaya doğru