O efsunlu Boğaziçi gecesinde kendisini büyüleyen periyi nasıl bulacağını bilmiyordu,bilemiyordu.
Efsun deyince de aklına o güzelim şiir geldi:
Ne efsunkâr imişsin ah ey hürriyetin yüzü
Aşkının esiri olduk gerçi kurtulduk esaretten
Böylesine ender bulunan bir şeyin bu denli zor olması gerekir. Kurtuluşumuz; halihazırda ellerimizde olsaydı ve büyük bir çaba olmaksızın bulunabilseydi, nasıl mümkün olabilirdi? Ne var ki kusursuz olan her şey ender olduğu kadar güçtür de.
Üstelik, bizler doğamız gereği bize umut veren şeylere kolaylıkla ve bize korku veren şeylere de güçlükle inanırız. Her şeyin ya umudumuzun ya da korkumuzun nesnesi olması da, bizim doğru fikirlere sahip olmamızın önündeki en büyük engeldir.
Erdem ile güce değinirken aynı şeyi kastediyorum ki erdem, insana atıfta bulunduğu sürece, yalnızca bu doğanın yasalarınca anlaşılabilen etkileme gücüne sahip olduğu kadarıyla, insanın doğası ya da özüdür.