Dünyadaki en büyük günah, sevgisiz yaşamak bence; bir sevdiğin varken onun tarafından sevilmemek veya onu nasıl sevdiğini ondan saklamak. Hem de tüm dünyaya ilan ederken bunu.
Kafam çok dumanlı Kutya, çoğu zaman şöyle şeyler geliyor aklıma bak: Bu hayata, amacımızın ne olduğunu bilmediğimiz bu hayata, sadece doğmak, büyümek, bir iş bulmak, birini sevmek, sonra onu sevmekten yorulmak, ondan sıkılmak, yaşlanmak ve sonunda da ölmek için gelmediğimizi hissediyorum. Bu kadar basit olamaz. Mutlaka başka bir amacımız olmalı. Bizi, biz yapabilecek olan bir amaç. Çok daha derin bir şey. Birine ya da bir şeye bağlı olmadığımız, salt kendimiz olduğumuz için mutlu olabileceğimiz bir formülü olmalı bu bilmecenin. Düşündüğüm kadar karmaşık olduğunu sanmıyorum. Her şeyi dumanlandıranın insanın kendi zihni olduğu apaçık ama bu isi dağıtacak olan şey ne? Onu bilmiyorum.
Bu yazacağımı sen de çok iyi bilirsin ki, dünyada, üzerine çıktığında en kolay ve en yükseğe sıçrayabildiğin zeminler trambolinler değil, anılardır. Anılarımız yani.