Ömür Kaptan

Belki sen de benim kadar sevmezsin bulutlu günleri*
Edebiyat
Reklam
Sú, kötüdür. Başına geldiği her kelimeye kötü anlam katar. Mesela zan, sanmaktır. Suizan, kötü sanmak. İstimal, kullanmaktır. Suistimal, kötüye kullanmak. Suikast, sûiniyet... böylece gider. Bazı insanlar da böyledir. Yan yana geldikleri her şeyi kötüye dönüştürürler.
Duygu ve Düşünce
Bana balık tutmayı öğretme, balık ver. Bazen istediğim sadece bu oluyor. Biri bana ne yapmam gerektiğini söylesin ve yapayım ve bitsin. Doğruyu biri bana söylesin ya da gerçeği ya da en iyiyi veya daha iyiyi. Ben kendim aramak istemiyorum. Kendime bir şey katmak istemiyorum. Gelişmeyeceğim. O dağı tırmanmayacağım. O suya dalmayacağım. Yani bu hayattaki bütün balıkları da insan kendi eliyle tutmayıverse kimse ölmez. Bir cevap anahtarı alt köşeden göz kırpsın bazen de. Ne güzel olur. Bazen oldu da böyle. Ben kendimi çok güçlüyüm sanırken ve diğerleri de beni çok güçlüyüm sanırken, bir gün biri dedi ki sen ne kadar nazlısın böyle. Doğru cevap buydu. Şok oldum. Bana bir balık verdi, yedim doydum. Sonra daha rahat uyudum. Konfüçyüs de olsan olmuyor işte her zaman.
1000Kitap
Gökyüzü de olmak isteyebilirdim değil mi?
Edebiyat
Schopenhauer'a göre insanın görgüsü, medeniyet seviyesi arttıkça gürültüye karşı tahammülsüzleşiyordu.
1000Kitap
Reklam