Kitabı değer verdiğim birinin tavsiyesiyle okumaya başladım. O yüzden beklentim oldukça fazlaydı. Başta sadece maneviyat yüklü bir kitap olacağını düşündürdü. Basit, anlaşılır bir dili vardı ve okumaya devam ettikçe tek olayın maneviyat olmadığını, aslında arayışında olduğumuz ya da bulduğumuzu düşündüğümüz değerleri sorgulayacağımız bir kitaptı. Benim için sürükleyiciydi ve uzun zaman sonra bir kitabı hızlıca bitirdiğimi görüyorum. Sebebi muhtemelen zaman zaman kitaptaki karakterlerin beklentilerine benim de girmiş olmam ve aramadığım halde bir anda kitaptaki duyguya sahip olabileceğim biriyle tanışmam. Şuanki yaşantımla bağdaşan çok fazla olay vardı, tesadüf kavramı zaten sorguladığım bir kavram olduğu için bu kitabı tam okumam gereken zamanda okuduğum için şanslı hissediyorum. Başıma gelen en ufak bir iyilik ya da kötülükte bunun tesadüf olamayacağını yaptıklarımın bir etkileşimi sonucu böyle bir şeyin başıma geldiğini düşünmekten kendimi alamıyorum. Yoluma bir taş çıksa çıkmasında sebep arıyorum. Bu konuda haksız sayılmazmışım, belki de sayılırmışım bilmiyorum. Kitap karşılaştığımız şeylerin tesadüf olmadığını anlatıyordu çünkü tesadüf diye nitelendirebileceğimiz bir olay birçok farklı kapıya yol açtı ama hala neden tesadüf olamayacağını yeterince açıklayabildiğini düşünmüyorum çünkü o notu kimin neden bıraktığını bilmiyoruz, belki kadın sadece dikkat çekmeye çalışıyordu ya da sorunları vardı. Sonuçta o notu aldıktan uzun zaman sonra oraya gitti ve not için de gitmedi. Yani karşılaştığı şeylerin notu almasıyla pek ilgisi yoktu. Bazen de öylesine şeylerde anlam ararken yoruyoruz kendimizi. Belki gerçekten bazı şeyler öylesinedir. Bir anlam çıkarmamalıyızdır. Kitabın içindeki olaylar dışında benim de bu süreçte bu kitabı okumuş olmam ayrı bir olay örgüsüydü benim