Hayır, deli değilim ben, her şeyi normal yollardan yapıyorum, gülüyorum, yürüyorum, konuşuyorum ama sadece o his, o düşünce, belirince içimde, anımsayınca, eğiliyorum
önünde, her şey senin için diyorum ona, yüzüme taktığım bu maske, üzerime geçirdiğim bu elbise, bu yirmi dört yaşında ve neşeli umut dolu geri zekalı kız tiplemesi bile senin için.
İz bırakacağım senin için.
Beni görünce, beni o sayfaların arasında görünce, beni okuyunca, hemen tanıyacaksın.
Sevgilim diyeceksin...
Sevgilim, sensin bu...
Savaşmadı Derya, dünyasının, kitaplarının yanına dönmek için ne yapması gerektiğini biliyordu. Onlara istediklerini verdi ve içindekileri gülümseyen solgun yüzünün arkasına gizledi.
Zihni kendisine zarar veriyorsa bir insanın, bir böbreğe yapılan işlem yapılabilir mi ona. Yapılamaz ama benzeri yapılabilir. Mesela uyuşturulabilir o insanın zihni. İşlevini kaybetmesi sağlanabilir. Ama sonra ... Evet artık iyisin dendikten sonra, ilaçlar kesildiğinde, bacak bacak üstüne atmış buruşuk yüzlü ve işini iyi yapan bir psikiyatırın karşısında hangi cümle kurulur ilk.
Bu bir savaşsa, kimin galip çıkacağını biliyordum. Ama galibiyetin, hayattaki tek meşruiyet alanı olmadığını da biliyordum. Gönül rahatlığıyla yenilmek ve yenilmek ve yenilmek istiyordum ...
İnsanlarla tanıştı. Gruplara karıştı. Dinledi onları ve anlattı onlara. Anlatamadı onlara. Onlar kendisine baktığında düzgün bir surat gören insanlardı. Onlar kendilerine baktıklarında da düzgün suratlar görüyorlardı. Bu sebeple beğeniyar, arzu ediyor, ama sevemiyorlardı Derya'yı. Derya tiksinir
gibi bakıyordu çünkü onlara. Ne kadar çirkin olduğunuzu, eciş bücüş olduğunuzu görseniz, siz de tiksinir gibi bakardınız kendinize der gibi bakıyordu.