Sevginin niçini olmaz ki efendim... Düşünsem belki mâkul bir sebep bulabilirim. Fakat bu hakikî sebep olmaz. Çünkü biz önce severiz. Sonra sevdiğimiz şeyin güzel taraflarını bulmaya çalışırız. Bu da hodbinliğimizden doğar efendim.
Ayşe’nin dost kalblere ihtiyacı vardı.
Kendisi için fenalık istemeyen insanlara hasretti. Böyle bir kalb taşıyan insan bir talebe bile olsa makbuldü. Yeter ki menfaatsiz olarak dostluk duyguları beslesin...
Ayşe kendi gönlünü yokladı: Bu gönül âh u zâr ile doluydu. Şu farkla ki Hâmid, kendi âh u zarını bir fırtına çığlığı halinde dünyaya ve zamanlara fırlatabildiği halde Ayşe’nin âh u zarı gönlünün sınırları içinde mahpus kalmaya mahkûmdu.
Hakikaten şu insanlar pek müz’iç mahlûklardı. Kendi akıllarının üstünlüğüne inanarak başkasına öğüt vermekten vazgeçmiyorlar, fakat kendi gülünçlüklerini, zavallılıklarını da bir türlü idrak edemiyorlardı.