Pınar Çilenger

Pınar Çilenger
@Pinarcilenger
Okumak, insanı binbir gözlü yapar.
Ölüme kayıtsız şartsız boyun eğdiğini dile getiren bu insanlar, ölümü itmeyi, öteye git demeyi hiç düşünmüyor, bu ilk kabulü hic tartışmıyorlardı. Yaşamak bir borçlanma, ölüm de bu borcun ödemesiydi.
Reklam
Yalnızlık boşluğa arkadaştı. Herkes kendisiyle dolduruyordu anlamsızlığın yarattığı boşluğu ya da tersi, boşluğun yarattığı anlamsızlığı...
Neden? İnsan aşktan neden korkar? Acı bir gençlik sızladı içinde,.Yağmurlu, soğuk bir sabah, Maçka'da bir apartman dairesinde uyanmıştı, varlıklı bir öğrenci evinde. Pencereden bakıyordu, damlaların camdan süzülüşüne. Evde radyo çalıyordu, caddeden otobüsler geçiyordu, hayat geçiyordu. O gün hayat asık yüzlüydü dışarda, yağmurluydu, ağır bir hüzünle çökmüştü üstüne, arkasında gereğinden fazla neşeli genç bir adamın radyodaki şarkıya eşlik eden sesi. Kendini o genç adama, o varlıklı öğrenci evine, caddede akan hayata çok yabancı hissetmişti. Şarkı mırıldanan genç adamın balık gibi kayıp gideceği, tutmaya çalışanın hep kendisi olacağı, tutamadıkça içinde hep böyle derin bir uçurumun açılacağı korkusu içine o sabah yerleşmişti. İnsan aşktan niye korkmasın?
Böyle giderse hayat tembeli olacağım diye korkuyorum... Tembel işte, hayatını değiştirmeyi düşünmeyen, giderek daha az şeye razı olan, hiçbir şeye itiraz etmeden biri... İşten eve, evden işe yani. Bir gün kendime niye yaşadım ki bunca yılı diye sormaktan korkuyorum.
Bitmesi gerektiği halde sürüyorsa hastalıktı artık, aşk değil.
Reklam