"Ben senin karşına çıkmıyorum, sen benim karşıma çıkıyorsun! Sen benim karşıma çıkıyorsun, Ayperi. Yolda yürüyorum, bakıyorum sen. Emniyete gidiyorum, bakıyorum sen. Baskına gidiyorum, bakıyorum sen. Ergen değiliz. İkimizin de yaşı var. İki yetişkin gibi düşünelim. Demek ki hayatın bize söylemek istediği bir şey var."
"Bana söylemek istediği hiçbir şey yok!"
"Var, var. Dikkatli bak. İyice bir düşün."
“Beni mi merak ediyorsun? Kimsenin bilmediği her şeyi zaten sen biliyorsun! Bu yüzden seni görmek beni huzursuz ediyor, anlıyor musun? Arkadaş falan olmak istemiyorum. Meraklarınla da ilgilenmiyorum. Önüne dön ve hayatına devam et. Beni mi gördün? Bakma. Karşına mı çıktım? Tanıma. Ben seninle tanışmak falan istemiyorum!”
“Hiç kimsenin bilmediği şeyleri biliyorsam Ayperi... Herkesin bildiği şeyleri de bilmeye hakkım yok mu?”
"Yine olsa beni seçer misin?"
"Seçerim."
"Sana her şeyi gönlünce yaşatamadım. Kendimi hiçbir zaman sana layık görmedim fakat bil ki seni çok sevdim Narin, hem de çok. Yaptıklarım ve yapamadıklarım için hakkım olmasa da senden af diliyorum."
"Narin. Benim sana kırılmaya hakkım yok. Bu konuda bir anlaşalım."
"Biz seninle hiçbir konuda anlaşamıyoruz."
"Biz anlaşmadan anlaşmanın yolunu bulduk."
"Bizimle ilgili düşüncelerin hep olumlu galiba?"
"Hep."