Kendisinin bile farkında olmadığı bir savaş vardı içinde. Yıllar önce öldürdüğü çocuk yanının cesedi, zihninin mezarlığında yatıyordu. O çocuğu bulamayacak kadar karanlığa saplanmıştı fakat o cansız bedenle aynı toprakta yaşıyordu.
Kim ölüler arasında canlı hissederdi?
Ne zaman kaybetmişti bilmiyordum ama uzun zamandır bu kayıpla yüzleşmemiş gibiydi. Çünkü bilirsiniz ya bazen insanlar kaybettiklerini anlamadan yaşamaya devam eder, anladıklarında da kendilerini kaybederlerdi.
Kaybetmenin bin bir hali vardı.
Sevdiğin birini kaybetmek vardı mesela.Elini hatıraları uzatıp ulaşamamak gibi.
Eski neşeni kaybetmek vardı; çocukken kahkahalar atarken çekilmiş fotoğraflara hüzünle bakıp hasretle kavrulmak gibi...
Kimi zaman insanın içindeki en karanlık yerde, küçük ama en gerçek ışık yanardı. Işığımı kaybetmemiştim ama artık yalnızca ben görüyordum. Kimse ışığımın kendime kadar kaldığının farkında değildi.