Yurt çocukları, kazanılması gereken çocuklardır. Yalnız hayatlarında birinin onlar için mücadele etmesini isterler, bu olmadığında içlerinde biriken o terk edilme duygusu onlara yanlış kararlar aldırır. Çoğu böyledir. İnsan sevilmeyince kendiyle derdi bitmez, oğlum...
Çünkü büyümek ağlamaktan utanmamaktır,kızım. Üzülmekten, yardım istemekten gocunmamaktır. Merhametli olmakta yanlış bir şey olmadığını bilmektir. Bazen hiç istemediğin şeyleri sevdiklerinin iyiliği için yapmaktır.
+Kan bağı senin bu dünyaya damgalayan bir köktür. Öyle bir bağın olmayınca hayatta öksüz kalırsın. Toprağı tutunamayan bir ağaç gibi rüzgar nereye eserse oraya savrulursun. Ne bir ormana ait olabilirsin ne de bir bahçeye. Ortadan kaybolabilirsin, herkesi kendinden kolayca uzaklaştırabilirsin çünkü sen hayatlarından gelip geçen birisindir. Kalıcı olmak için gereken o bağ kanla oluşur. Ben buna sahip olamadığım için bu kadar yalnızım...
- Annem nerede güzel bir çiçek görse bir yerinden koparıp eve getirir. Bazen çiçek eve gelene dek solar, sadece kuru bir dal gibi görünür. Annem o kuru, solmuş dalları suya koyar. Günlerce hiçbir şey olmaz ama sonra dalların dibi hafifçe köklenmeye başlar. Geldiği gün ekilse o toprağı tutunamayacak dallar yaşamak için gereken besini alınca toprağa tutunmak için bir şans elde eder. Sonra yeni dallar verir, güzel çiçekler açar. Önceden kuru bir dal olduğu, oraya ait olmadığı hiç anlaşılmaz. Köksüz ağaç diye bir şey yoktur, Mercan.Yanlış şekilde büyümeye zorlanmış filizler vardır. Sen de öylesindir belki. Fırtınaya kapılan, kurumuş bir dal gibi hissediyorsundur ama aslında sadece kendi yerini bulmayı bekliyorsundur...
Dua hem gidenin ruhuna rahmet olur hem de kalanın kalbine şifa. Bir gün yeniden buluşacağımıza inanmazsak,bunun için dua etmezsek hasrete nasıl dayanacağız ki...