Küheylan

İnsan kendine uzak, insan kendine tuzak, insan kendine ölüm.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Hava soğuk, içimiz sıcak. Yollardayım. Son ses, yol geleneğimiz olan şarkıları dinliyoruz. Yol, araba, görmek, duymak, söylemek, hülasa yaşıyor olmak nimet. Özlemek nimet. Sevmek daha bir nimet. İnsan sabırsız, şükürsüz, unutkan ve nankör. İnsan istiyor ki, hep serin olsun. İstiyor ki hiç üzülmesin. İstiyor ki, yanmadan, pişmeden, yanılmadan insan olsun. Olmamış, olmayacak, olmaz da zaten. Konuşmaktan yaşamaya fırsatımız kalmıyor, hatta konuşunca yaşadık sayıyoruz, konuşunca görülen rüyadır bu. Bunun içindir ki çok konuşuyoruz!
Bilseydim, bilemiyor insan, çocukluğumu, annemin çivitlediği beyaz mendillerin arasına saklardım.
Bazen detayların, bazen kitapların, bazen ucu kaçmış cümlelerin, bazen ertelenmiş işlerin arasında kayboluyorum. Kırtasiyesi, rengi, meşgalesi, derdi tasası, hızı ve sözü çok bir hayat yaşıyoruz. Genel olarak, yine bazen, insanı tanımak kolay ancak bu da bir işe yaramıyor. Meczup bir insanla sohbeti kibirli bir insanla sohbete yeğlediğimi biliyorum. “Yasımı Tutacaksın” kitabının ilk cümlesi şöyledir: “Ağlama Angelita, bu akşam ya sana bir ev satın alacağım ya da yasımı tutacaksın.” Hayatımız boyunca bir kez olsun, ardımıza bakmadan yürüdük mü, gemileri yaktık mı, ringe çıktık mı?
Uyandım. Dışarıda güneş, parlak, sarı gün ışığı hevenk hevenk içeri süzülüyor, pencerem güvercin sesleriyle canlı, ancak üşüyorum. Sen olsaydın… Gönlümden düşmeyene düşlerimle uyandım. Yorgunluğum, Ahmet Kaya’nın şarkısına benziyor. Hem zayıf, hem güçlüyüm, insanım. Yalnızım. Sen olsaydın… Uyandım. Ölümden uyanmıştım. Şükretmeliydim. Yanıma iki kitap, tütün, taze umutlar alıp yola çıkmalıydım. Babam, “Allah selamet versin oğul” derdi uğurlarken. Annem, gözyaşı ve su dökmüştü ardımdan, beni askere gönderirken. Hepsi nimetmiş, bilmemişim. Sen olsaydın… Uyandım. Güvercinler sustu, sigaram bitti. Sen olsaydın üşümezdim.