Bahar, taze nefesi ve umut taşıyan kokusuyla, en kuytu köşelere kadar sokuluyor; yaban lalelerinin, mor sümbüllerin, türlü papatyaların, geç kalmış çuha çiçeklerinin… Sonra kasımpatıların, mimozaların, lavantaların, çiğdemlerin, ne söylediklerini bir türlü duyamadığım ancak konuştuklarına emin olduğum o cennet kokulu nergislerin… Mavi, sarı, kırmızı, beyaz, yüzlerce kır çiçeğinin ve dünyanın en güzel çiçeği olan gönüllerimizin kapısını çalıyordu. Sonra, nasıl dersen anlatamam ancak, seni sevmek bahar oluyordu.