Küheylan

Dağlım. Ruh yakınlığımız olmayan insanlarla yaptığımız konuşmalarda, iyi niyetle, samimiyetle, dağı gösteririz, bu da önemlidir elbette. Ancak, ruh yakınlığımız olan insanlarla durumumuz farklıdır. İşte bu özel insanlarla, dağa doğru yürür, birbirimizi dağ sayar, insanın insana nimet olduğunu düşünür, uzak, yakın bu insanlara dua ederiz. Ruh yakınlığımız daim olsun dilerim. Allah esirgeyen ve bağışlayandır!
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Görünmeyen bir rüzgârın önünde uçuşup duruyordum. Yarın yoktu, olmayan yarınlar için düşler kuruyordum. Çok konuşuyor, çok yiyor, çok uyuyor ve bunun içindir ki çok ölüyordum. Şimdi bir oda dolusu sessizlik, bir oda dolusu yalnızlık, bir oda dolusu sen vardın.
İnsan insana, ferahlık veren, susuzluğumuzu gideren su gibiydi. Olmalıydı. Olmayınca zorluyor, ısrar ediyor, içirince zehirliyor ve içince de zehirleniyorduk.
Bahar, taze nefesi ve umut taşıyan kokusuyla, en kuytu köşelere kadar sokuluyor; yaban lalelerinin, mor sümbüllerin, türlü papatyaların, geç kalmış çuha çiçeklerinin… Sonra kasımpatıların, mimozaların, lavantaların, çiğdemlerin, ne söylediklerini bir türlü duyamadığım ancak konuştuklarına emin olduğum o cennet kokulu nergislerin… Mavi, sarı, kırmızı, beyaz, yüzlerce kır çiçeğinin ve dünyanın en güzel çiçeği olan gönüllerimizin kapısını çalıyordu. Sonra, nasıl dersen anlatamam ancak, seni sevmek bahar oluyordu.
Şimdi, bir köy evinin yıllanmış sessizliğinde uyanmak, sigaramı içerken, yaşanmışlara, yaşanmamışlara dalıp gitmek… Şimdi diye başlayan ancak devamını getirdiğimde derin bir hüzne düşeceğim cümlelerin sarhoşluğuna kapılmadan, uzun uzun dağlara bakarak, dağları, dağlıları düşünerek kendimi içli, merhametli bir suskunluğa bırakmak isterdim. Bazen, her şey ağır geliyor insana; düşen bir yaprak, bir hatıra, iki satır, bir türkü. Ve hepsi yaşamaya dâhil.