Tony Blair 11 Eylül saldırılarından sonra yaptığı açıklamada adalet aradığını dile getirdi;
Yalnızca suçluları cezalandırmak için adalet istemiyoruz. Dünyanın her yanında insanlara aynı demokrasi ve özgürlük değerlerini götürecek bir adalet istiyoruz. Açlık çekenler, biçareler, mahrum bırakılanlar, Kuzey Afrika'nın çöllerinden Gazze'nin gecekondularına kadar her yerde yaşanan yokluk ve sefalet onlarda bizim davamızdır.
Günümüzdeki devletlerin en az 58'i 2.5 milyonun ve 35'i 500 binin altında nüfusa sahiptir.
Okur Notu: Kitabın 2003 tarihli olduğunu göz önünde bulundurun.
1. Dünya Savaşı arifesinde emperyalizm dünyadaki bağımsız ülke sayısını 59'a indirmişti. Sömürgeciliğin tasfiyesi ile bu sayı düzenli olarak arttı. 1946'da 74, 1950'de ise 89 bağımsız ülke vardı. 1960'larda Afrika kıtasında 25 ülkenin bağımsızlığa kavuşması ve 1991 yılında SSCB'nin yıkılması ile bağımsız ülke sayısı 1995'te 192'ye ulaştı.
İktisat tarihçisi David Lanes "ideal büyümeci ve kalkınmacı" bir hükumetin benimsemesi gereken kuralları şöyle yazar.
1 Tasarruf ve yatırımı teşvik etmek.
2 Kişisel özgürlük haklarını güvenceye almak
3 Herkesin bildiği kurallara göre işleyen istikrarlı bir yönetim sağlamak.
4 Hesap sorulabilir yönetimi sağlamak.
5 Kayırmacılığa ve torpile yer vermeyen dürüst yönetimi sağlamak.
6 Vergileri düşük tutmak ve devletin sosyal fazladaki payını azaltmak.
Okur Notu: 4,5 ve 6. maddeleri sağlayacak bir hükumete ihtiyacımız var.
Britanya İmparatorluğundan geriye kalan bir diğer ihraç ürünü ise "İngilizce"dir. Bu gün 350 milyon insan birinci dil 450 milyon insan ise ikinci dil olarak İngilizce konuşmaktadır.
Kabaca gezegendeki her 7 kişiden 1'i ingilizce konuşmaktadır.