Kendi hirasını arayan biri
De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?(Zümer-9)
Ben bir taşralı tecessüsüyle sürüklendiğim o gürültülü dünyadan, kitapların âsude inzivasına iltica ettim.
Cemil Meriç
Hz. Adem'e verilen talimatta, "Şu ağaçtan yemeyin" yerine, "Şu ağaca yaklaşmayın" denilmesi dikkat çekicidir. Bu tarz bir yasaklama, "yemeyin" demekten daha tesirlidir. Bu ifade bize günahların çekim alanını ihtar eder. Mıknatısın çekim alanı olduğu gibi, günahların da bir çekim alanı vardır. Çekilme özelliği gösteren maddeler, mıknatısa yaklaşınca, çekilmekten kurtulamazlar. Günaha meyyal nefisler de günahın çekim alanına girince, artık dönemezler.
Hz. Ádem yasak ağaçla imtihan edilmiş. Evlatları ise günah ağacıyla imtihan ediliyor. Günah ağacının kökü kalpte, dallan insanların organlarındadır. Kalbinde küfür tohumu sümbüllenen bir insanın, bütün azaları günah meyvesi veren birer dal haline gelir. Böyle bir insanın hayali, hep boş şeylerle oyalanır. Gözü, harama bakar. Aklı, dalaverelerle meşguldür. Dili, kötü sözler söyler. Midesi, haram gıdalarla beslenir...
Sakınılacak bir şey olmazsa, irade büyüyemez; irade sahibi insanla, güdülen hayvan arasında fark kalmaz. İnsanın ahde vefa ve şarta riayetteki sabrı ölçülemez. İşte, irade bir yol ayrımıdır.
İradesiz yaşayanlar, şeklen insan görünseler de hayvanlar ålemine mensup sayılırlar.