Şadi Eren

Şadi Eren

YazarÇevirmen
7.6/10
13 Kişi
·
64
Okunma
·
4
Beğeni
·
818
Gösterim
Adı:
Şadi Eren
Unvan:
Prof. Dr. Şadi Eren
Doğum:
Manisa, 1962
Şadi Eren, 1962 Manisa/Gördes doğumlu. 1981 - 1986 tarihleri arasında Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde okudu. 1988 - 1992'de Diyarbakır Merkez İmam-Hatip lisesinde meslek dersleri öğretmeni olarak çalıştı. 1989 - 1994 yılları arasında, öğretmenlik görevi yanında, Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde Tefsir alanında " Kur' an'da Gayp Bilgisi " isimli doktora çalışması yaptı. 1992 - 1993 öğretim yılında Ankara'da Devlet Lisan Okulu'nda Arapça kursuna devam etti. 1993 - 1994 öğretim yılında Anakara/Çamlıdere İmam-Hatip Lisesinde meslek dersleri öğretmeni olarak görevde bulundu. Kasım 1994'de Erzincan İlahiyat Meslek Yüksek Okulunda Tefsir alanında Yardımcı Doçent, Kasım 1998'de ise Doçent oldu. 2000 - 2003 yıllarında Rotterdam İslam Üniversitesinde görev yaptı. Evli ve üç çocuk babası olup, çeşitli gazete ve dergilerde yayınlanmış makaleleri ve basılmış eserleri vardır.
- Takliden aldıkları batıl şeylerden dolayı, hakka karşı kin ile doludurlar. Bu ise, cehaletin zirvesidir.
Şadi Eren
Sayfa 94 - Selsebil Yayınları
Dil bir kelime ağacıdır. Aşılanmış bir meyve ile yabanisi arasında ne derece fark varsa; terbiyeden geçmiş bir dille, terbiye görmemiş bir dil arasında da o kadar fark vardır. Biri bal gibi tatlı, diğeri zehir gibi acıdır.
Şadi Eren
Sayfa 118 - Selsebil Yayınları
İnsanın konuşması, onun iç dünyasını bize yansıtır. Hatta denilir ki "ağzınızı her açışta başkaları oradan içinizi seyreder." Konuşmalarımız bizi tanıttığı gibi, hâl ve hareketlerimiz, jest ve mimiklerimiz de bizi tanıtır, hem de çok daha ileri boyutta... Öyle ki beden dilinin sırlarını bilenler, bizi bir kitap gibi okuyabilirler. Sözlerimizden iç dünyamıza uzandıkları gibi, davranışlarımızdan da ruhumuzun ta derinlerine inebilirler, söylediklerimizi veya söyleyemediklerimizi de duyabilirler.

Eskiler beden dili yerine hâl dili (lisan-ı hâl) ifadesini kullanırlar, "Lisan-ı hâl, lisan-ı kâlden daha üstündür" diyerek de hâl dilinin konuşma dilinden daha etkili olduğunu anlatırlardı.

Yıllardır Kur'an araştırmaları yapan biri olarak, kutsal kitabımızda beden diliyle alakalı bazı şeyler olduğunu hissediyor, ama bu ölçüde olduğunu da -doğrusu- bilmiyordum. Psikolojide "algıda seçicilik" şeklinde ifade edilen durum ile Kur'anı okuduğumda bu çalışma ortaya çıktı.
Hz. Lokman oğluna çok güzel nasihatler verir. Bunlardan biri de şudur:

“Küçümseyerek insanlardan yüzünü çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Çünkü Allah, böbürlenen, kibirlenenleri sevmez.” [ Lokman, 18 ]
Şadi Eren
Sayfa 91 - Selsebil Yayınları
... insanların yüzleri ve hareketleri, okunmayı bekleyen bir kitap gibi gözler önündedir.
Şadi Eren
Sayfa 12 - Selsebil Yayınları
“Öff” ifadesi, “bıktım, sizden nedir çektiğim, artık sıkılmaya başladım” gibi manaları ifade eder.

“Ah!” ifadesi, kişinin iç dünyasındaki ızdırabın bir tercümanıdır.

“Oh” ifadesi, sürûr ve memnuniyet ifadesidir. Daha çok sıkıntılı bir durumdan kurtulunca söylenir. “Ohh, dünya varmış!” cümlesinde olduğu gibi.

“Hımm” ifadesi, düşünceli tavırların göstergesidir.

“lhh” ifadesi, iç dünyamızda meydana gelen sıkıntılara işaret eder, daha çok bir iç geçirme ile beraber çıkar.

“Vay!” ifadesi, daha çok hayret ve şaşkınlık alameti olarak söylenir. “Vay be, demek öyle!” cümlesinde olduğu gibi...

“Eee” ifadesi, muhatabı dinlemek istediğimizi gösterir. “Eee, daha neler oldu, anlat bakalım” cümlesinde olduğu gibi...
Bazan vurguya göre, sabrımızın taşmak üzere olduğuna delâlet eder: “Eee, yetti be...”

“OO” ifadesi, sürpriz bir durumla karşılaştığımızda çakardığımız bir sestir. Mesela, “OO, kimleri görüyorum!” deriz.

“Vah!” ifadesi, üzüntümüzü yansıtır. “Vah vah! Genç yaşta öldü zavallı” cümlesinde olduğu gibi...
Şadi Eren
Sayfa 131 - Selsebil Yayınları
Güzel sözle çirkin söz, aydınlık ve karanlık kadar birbirinden farklıdır. Ruhen temiz insanların sözleri de temizdir, güzeldir. Ruhen kirli insanların sözleri ise, kirlidir, çirkindir. Zira “temizler temizlere, habisler habis şeylere layıktır.”
Şadi Eren
Sayfa 119 - Selsebil Yayınları / Bkz. Nur, 26
“Şimdi bak Allah’ın rahmet eserlerine! Yeryüzünü ölümünden sonra nasıl diriltiyor?” [Rum, 50]

Ayette “Allah’ın rahmetine bak” yerine “Allah’ın rahmet eserlerine bak” denilmesi dikkat çekici bir durumdur. Bizler O’nun rahmetini değil, rahmetinin eserlerini görürüz. Bize ve her canlıya rızık vermesi, O’nun rahmet eserlerindendir.
Şadi Eren
Sayfa 52 - Selsebil Yayınları
Tarih boyu dini değerlere saldırılar eksik olmamıştır. Bunlara verilecek tepki türlerinden biri de, onların bulunduğu yerden kalkıp gitmek, onları dinlemeyerek protesto etmektir. Böyle bir hareket bazen o kimseye el ile müdahaleden çok daha etkili olabikmektedir.
Kur'an, bunu şöyle nazara verir:

“Âyetlerimiz hakkında münasebetsizliğe dalanları gördüğün zaman hemen onlardan uzaklaş ki, ondan başka söze dalsınlar. Eğer şeytan bunu sana unutturursa, hatırladıktan sonra hemen kalk, o zalim kavim ile beraber oturma.” [En’am, 68]

Bir başka ayet ise, şöyle der:

“Allah size Kitap’ta şöyle hüküm indirdi: Allah’ın âyetlerinin inkâr edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, başka bir söze geçmedikleri müddetçe onlarla oturmayın, aksi halde siz de onlar gibi olursunuz.” [Nisa, 140]
Şadi Eren
Sayfa 149 - Selsebil Yayınları
Kur’an, tüm insanlığa rehber bir kitaptır. O, semavî bir sofradır ve muhatap olan herkesin bu sofradan bir payı vardır. Bir mühendis, kendi sahası perspektifinde Kur’ana baktığında daha önce farkına varılmayan çok şeyler bulabilir. Bir doktor Tıb ilmi açısından Kur’anı incelediğinde şifa bahşeden çok ayetler olduğunu fark edebilir. Bir sosyolog, Sosyoloji ilminin verilerinden de yararlanarak ayetleri tefekkür ettiğinde Kur’anın bir açıdan Sosyoloji kitabı gibi olduğunu görebilir. Bir psikolog, belli bir Psikoloji alt yapısıyla Kur’anı tezekkür ettiğinde ayetlerin engin ve zengin manasına yelken açabilir...
Şadi Eren
Sayfa 150 - Selsebil Yayınları
112 syf.
Çoğu insanın evinde Elmalılı tefsiri vardır ama okumak pek nasip olmaz. Şadi Eren tefsirde geçen bazı kavramları bölümler halinde kitabına taşımış. Yeterli mi değil tabi ki ama bu kitap bize birçok kavramın kapısını aralıyor..
96 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
allah goklerin ve yerin nurudur ayetinin tefsirini teferruatiyla aciklayan tasavvufi bir eser.tasavvufla ilgilenenlerin begenisini kazanacagini dusunuyorum
96 syf.
Tarihin kaydettiği en büyük İslam âlimlerinden biri hiç şüphesiz imamı Gazalidir Selçukluların son döneminde yaşayan Gazali geride bıraktığı yüzlerce eser ile gerek İslam aleminde gerekse insanlık aleminde çok derin izler bıraktı ve bırakmaya devam ediyor çok iyi bir kelamcı derin bir felsefeci önce bir mantıkçım mücte hit bir fıktıkçı mümtaz bir tasavvufçuydu İslam âlimlerince kendisine hüccet ül İslam yani İslam’ın delili denildi her asırda bir müceddidin geleceğini bildiren hadisten hareketle yaşadığı asrın müceddidi olarak kabul edildi
144 syf.
·3 günde·Beğendi·7/10
Kur'andan ayetler ile beden dilini anlatan güzel bir eser. Akıcı üslubuyla kelimeleri koşar adımlarla okuyorsunuz. Yazar kitabını 4 bölüme ayırarak incelemelerini sürdürmüş ve örneklendirmelerini ayetler üzerinden kesinleştirmiştir. Beden diline olan ilgim içeriğinde kur'an-ı kerim ayetleri dahil olunca dahada da kıymetlendi.
96 syf.
·Puan vermedi
Nır suresi 24 üzere telif edilmiş bir hikmeti eser
İmam gazalinin yaklaşım tarzını ve ayetten çokarılabilecek manaları teferruatıyla anlatıyor
96 syf.
Gazali, 11. yüzyılda yaşamış bir İslam alimidir. Görüşlerinin hatalı yönlerinin fazla olduğunu düşünüyorum. Bu kitabı yazmasının amacı, bir öğrencisinin "Allah, göklerin ve yeryüzünün nurudur (Nur:35)" ayeti ve "Allah'ın nur ve zulmetten yetmiş perdesi vardır; şayet onları açacak olsaydı vechinin azameti O'na bakan herkesi yakardı" hadisinin anlamlarını sorması üzerine cevap vermektir. Bunu açıklamak için, ışık çeşitleri olarak adlandırdığı bir sınıflandırma yapar. Fakat bu sınıflandırma, fizikte bilinen ışık ile "yüzüne nur inmiş" gibi edebi söylemlerdeki ışığı birbirine denk sayarak tanımlandırmaya çalışıyor. Dolayısıyla işin içinden çıkıp da bir teori ortaya koyamıyor. Bu edebi söylemlere yoğunlaşmaktansa, biraz bilime kafa yorsaydı belki de Newton'dan 700 yıl önce ünlü "Optik" kitabını yazabilirdi diye düşünmeden duramıyor insan. Dini yönü de kadük kalmış bence. Merak edenler kitaba bakabilir fakat size bir katkısı olacağını sanmıyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Şadi Eren
Unvan:
Prof. Dr. Şadi Eren
Doğum:
Manisa, 1962
Şadi Eren, 1962 Manisa/Gördes doğumlu. 1981 - 1986 tarihleri arasında Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde okudu. 1988 - 1992'de Diyarbakır Merkez İmam-Hatip lisesinde meslek dersleri öğretmeni olarak çalıştı. 1989 - 1994 yılları arasında, öğretmenlik görevi yanında, Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde Tefsir alanında " Kur' an'da Gayp Bilgisi " isimli doktora çalışması yaptı. 1992 - 1993 öğretim yılında Ankara'da Devlet Lisan Okulu'nda Arapça kursuna devam etti. 1993 - 1994 öğretim yılında Anakara/Çamlıdere İmam-Hatip Lisesinde meslek dersleri öğretmeni olarak görevde bulundu. Kasım 1994'de Erzincan İlahiyat Meslek Yüksek Okulunda Tefsir alanında Yardımcı Doçent, Kasım 1998'de ise Doçent oldu. 2000 - 2003 yıllarında Rotterdam İslam Üniversitesinde görev yaptı. Evli ve üç çocuk babası olup, çeşitli gazete ve dergilerde yayınlanmış makaleleri ve basılmış eserleri vardır.

Yazar istatistikleri

  • 4 okur beğendi.
  • 64 okur okudu.
  • 9 okur okuyor.
  • 69 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.