Kendi hirasını arayan biri
De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?(Zümer-9)
Ben bir taşralı tecessüsüyle sürüklendiğim o gürültülü dünyadan, kitapların âsude inzivasına iltica ettim.
Cemil Meriç
Şu bir gerçektir ki, sadece arzu edilene ulaşılamadığında değil, aksine ona ulaşıldığında da tatminsizlik yaşanır. Insan hayalini kurduğu maddi zenginlik, kariyer ya da toplumun takdiri gibi arzularına ulaştığında, kalbinin mutmain olup huzura kavuşmasını ümit ederken tam aksini yaşar. Buna şaşırmamalıyız çünkü bu saydıklarımızı elde edebilmek için huzuru getiren kalbin ihtiyaçları genelde ikinci plana atılmaktadır. Yani kişi; toplumun performans ölçeğini karşılamak için asıl ihtiyaçlarını unutur, kendine baskı yapar, insanların başarı kabul ettiği sonucu tutturmak için eylemin gerçek anlamından kopar, manevi kazançları değersiz görüp yapay bir hayatın peşinde koşmayı âdet edinir. Bütün yaşam felsefesini kalbi rahatsız eden bu model üzerine bina etmişken bir taraftan da ironik şekilde iyi hissetmeyi bekler. Asıl şaşırmamız gereken bu beklentide olmaktır. Kalp tatminini değil nefis tatminini önceleyen kişi mutmain bir kalbe ulaşmayı bekleyemez. Tatminsizlik tam da böylesi bir yaşamın getirdiği bir duygudur çünkü. Nitekim kalp yalnız mânâya yöneldikçe huzura erer, maddeye döndükçe ise sıkışır.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bir âlim bu konudaki tecrübesini şöyle anlatır:
"Dört konuda yanıldım. Zannettim ki önce ben Allah'ı seviyorum. Oysa öncesinde O beni sevmiş. O onları sever, onlar da Onu sever." (Maide, 54) Zannettim ki ben Ondan razıyım. Sonra fark ettim, önce O benden razı olmuş. Allah onlardan razı oldu, onlar da Ondan razı oldular. (Beyyine, 8) Zannettim ki ben Onu zikrediyorum. Bir de baktım. O beni zikrediyor. Allah'ın zikri en büyüktür. (Ankebut, 45) Ve zannettim ki ben tevbe ediyorum. Meğer O bana tevbeyi lutfetmiş. 'Sonra onları tevbeye muvaffak kıldı da tevbe ettiler.' (Tevbe, 118)"8