Kendi hirasını arayan biri
De ki: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?(Zümer-9)
Ben bir taşralı tecessüsüyle sürüklendiğim o gürültülü dünyadan, kitapların âsude inzivasına iltica ettim.
Cemil Meriç
Çünkü çocuğun din ile ilk temasının gerçekleştiği dönemlerde, inanç gelişimine neyin en fazla etkide bulunduğuna dair yapılan kapsamlı bir çalışma, üç tane ilkenin hayati derecede önemli olduğunu göstermiştir.
1- Ebeveynden biri ile inanç üzerine konuşma ve etki iletişimde bulunma.
2- Anne baba veya aile yakınları ile birlikte ibadet etme gibi düzenli bir manevi zaman dilimine sahip olma.
3- Aile ile birlikte bir hizmet projesine dâhil olma. Örneğin, bir yardım kuruluşunda görev alma gibi. (Williams ve Stith, 1974: 337).
Tanıdığım babalardan bir tanesi, çocuğu dünyevi bir konuda çok fazla ısrar ettiğinde: "Acaba ısrar ettiğin bu şey, ayette mi, hadiste mi var? Neden bu kadar ısrarcı oluyorsun?" diye sorup, önce onun inanç binasına bir tuğla koyarak kalbindeki inanç tohumunu besler, sonra da uygun olan isteklerini yerine getirirdi.
Rabbi bulmak aslında her ruhun, yeme gibi içme gibi asli bir ihtiyacıdır. Fakat insan, Rabbini unuttuğunda vicdan körelir, nefis devreye girer ve başka oyalayıcı şeyler bularak o unutmanın acısını doldurmaya çalışır. Ama ahirette nefis olmayacağı için, o boşluğu dolduracak hiçbir oyalanma olmaz. Böylece cehenneme düşen ruh, daima Rabbinin arayışında kalır ama bu özlemi asla gideremez. Çünkü bu dünyada Allah'ı bulamayanlar orada asla bula- mayacaktır.
Nitekim yapılan araştırmalar, erken dönemde Allah ile ilişki Kur'ân çocukların, büyüdüklerinde kendilerine ihtiyacı olan, özellikle anne baba gibi aile yakınlarına bakma sorumluluğu gibi yüksek bir ahlakı başardıklarını ortaya koymuştur.