"Birkaç yıl önce okuduğum, adı galiba Mutluluk olan bir romanda denildiği gibi, biz, bu ülkenin okuryazarları, boşluğa düşen bir trapezci gibiydik. Doğu askısını bırakmış, Batı askısını da yakalayamadan aşağı düşmüştük."
"Sanki varoluşumuz, yaşamımız bir takım anlamsız, saçmasapan rastlantılara bağlı değil de daha derin ve kavrayamadığımız bir anlamı varmış gibi duyumsarız ve itiraf etmesek bile herkesin hoşuna gider."
"Ertesi gün Mardin'de bir dükkanın önünden geçerken, türkü söyleyen bir ses çalınıyor kulağıma. İçerdeki usta hem telkari yapıyor hem de kadim bir türkü söylüyor. Ezgiyi biliyorum ama o gün sözleri ilk kez dikkatimi çekiyor: 'Bu dünya bir penceredir / Her gelen baktı geçti' diyor adam yanık bir sesle."