“Hayat tersine yaşanmalıydı bence.
Önce ölümü savuşturmalıydık başımızdan.
Yirmi yılımızı huzurevinde geçirip.
Çok gençleştiğimiz için atılmalıydık.
Altın bir saatimiz olduktan sonra işe başlamalıydık.
Kırk yıl çalışmalıydık, ta ki emekliliğin tadını çıkarabilecek gençleştiğimiz güne kadar.
Üniversiteye gitmeliydik sonra, liseye hazır hale gelene dek
Parti yapmalıydık
İyice ufalmalıydık,oyun oynayıp..
Sorumlulukları unutmalıydık.
Küçük bir kız ya da bir erkek bebek olunca annemize dönmeli, son dokuz ayımızı yüzerek geçirmeli ve sevgi dolu bir bakışta son bulmalıydık.”
- Norman Glass
Daha ilkokuldan başlayarak ezilen,yetişkinlik çağlarında geçmişin kölesi olan ve ölene dek bu durumu sürdüren bizler, düşünmek denilen şeyi neredeyse hiç bilmiyoruz. Yeni bir düşünce akımı ortaya çıktığında bu neyin nesi olduğunu anlamaya çalışacağımız yerde ve onun hakkında kafamızda kendi düşüncelerimizi oluşturmamız gereken yerde, kalkıyoruz yüz yıl önce yazılmış kitaplara başvurup eski bilge, alimlere bu konuda ne düşündüğünü soruyoruz. Harbiden düşündüğünüzü düşünüyor musunuz?
Kropotkin.