“Ne kadar sık fikir değiştiriyorsun, Manolo!”
“Hayır, Pepe, yok öyle bir şey.”
“Öyle Manolo. Önce monarşi yanlısıydın. Sonra falanjist oldun. Ardından demokrat. Kısa bir süre öncesine kadar sosyalistlerleydin ve şimdi de sağcısın. Hala hiç fikir değiştirmediğini mi söylüyorsun?”
“Evet, Pepe. Ben hep aynı şeyi düşündüm: Bu kasabanın belediye başkanı olmayı.”
'' Trajik zamanlar bunlar; ama belki de sağlıklı, inanç krizi zamanları. Herkesin olduğunu söyleyen ama çok azın olan ve sonunda hiç kimsenin olan devletlere inananların krizi; seçim sistemine inananların krizi, yakıcı sözlerden itidalli yavan konuşmalara geçen partilere inananların krizi: Sistemle mücadele edeceğine söz vererek yola çıkan ve sonunda aynı sistemin yöneticisi olan partilere inananların krizi. Cennetin ele geçirilebileceğine inandığı için özür dileyenler çok; kendilerini kendi ayak izlerini silmeye ateşli bir şekilde adayanlar ve sanki umut yorgun bir atmış gibi, umuttan aşağı inenler çok.''
'' Yoksullara yiyecek verdiğimde bana aziz diyorlar, diyordu Brezilyalı piskopos Helder Camara, neden yiyecekleri olmadığını sorduğumda ise bana komünist diyorlar. ''
'' Latin Amerika'nın büyük şehirlerinden birinin geniş bir caddesinde bir adam karşıdan karşıya geçmek için bekler. Kaldırımın kenarında dikilerek bitmek bilmez otomobil selinin önünde on dakika bekler; yirmi dakika geçer,bir saat geçer, sonunda başını çevirir ve duvara yaslanmış sigara içen birini görünce sorar:
' Baksana, öbür tarafa nasıl geçerim? '
'Bilmem,ben bu tarafta doğdum.''