Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Her ikisini de daha önce tatmamıştı ki bilsin; şimdi hissettiği bu tazelenme hatta haz ve iyilik duygusu nerden gelirse gelsin onu alıp götürsün istiyordu. Böyle bir yer olmalıydı... yalnızca bu hislerle sarılı... gözün görmediği, duyguların anlamsızlaştığı, bambaşka bir yer; belki saklı bir cennet..."
Ötekileştirilmenin, dışlanmanın olduğu farkındalığın olmadığı birkaç güzel yürek haricinde ona ve annesine tüm kapıları kapatan bir kasabada kendi iç dünyasıyla ve tabii ki bu güzel yüreklerle kendi dünyasının kapılarını açmayı başarabilen ahraz, "İsrafil".
"Doğuştan beri midir bu suskunluğu?"
"Öyledir herhalde, bilinmez ki be Vasil, belki de onunki daha iyidir... Hani duymayınca...
Ne bileyim işte... Şu kasabada aynı dili konuşuyoruz da ne oluyor herkes düşman ötekine."
İşte bizim anlaşmayı belli kalıplara sığdırdığımızı başka türlüsünü kabullenemediğimizi aslında böyle olmadığını anlaşmak için illaki konuşup duymamız gerekmediğini bize hissettiren, gösteren bir yolculuktu. Çünkü annesinin bile yapadığını köpeği Mavi yapabilmişti sevgisiyle, dostluğuyla.
Sevgiydi, şefkatti, dostluktu tüm kapıları açan...
Sizlerin de bu yolculukta sevginin gücüne çok daha sarılacağınız, anlaşma dediğimiz kavramın bildiğimizden çok başka olduğunu kavrayabileceğiniz verimli, keyifli okumalar diliyorum.
AhrazDeniz Gezgin · Sel Yayıncılık · 20125,7bin okunma
"İsrafil bunu yaptı, gök renkli bir yoldaş ve ağaç elli bir rehber buldu; kapının karşısına, duvara çizdiği pencereden atlayarak bir bahçeye kavuştu.
Düşlerle kendi oyununu kurdu."